Önce sizi 19 sene öncesine götüreceğim. 2007 Ocak ayına. Çatışmalı, acı dolu günlere. Ankara’da iki günlük Türkiye Barışını Arıyor’ başlıklı bir konferans toplanıyor.
O gün diyor ki Yaşar Kemal:
”Bu şiddetin, bu savaşın Türkiye’ye ne kadar zararı oldu biliyorlar mı sayın savaşsever milliyetçilerimiz? Bu savaşta günler geçtikçe ne kadar tükendiğimizi, tükeneceğimizi, Allah için, bir düşünen var mı, nereye gidiyoruz, bir bilen var mı?..”
Gelelim bugüne. ‘İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’… Açılışta 19 sene önce unutulmayan bir konuşma yapan Yaşar Kemal gibi yüreğe işleyen bir konuşmayı edebiyatçı Burhan Sönmez yapıyor. Kısa bir süre önce ‘çağımızın tanığı’ tanımlamasıyla Hemingway ödülünü aldı kendisi:
”Kürtçede “danûstandin” diye bir kelime var. Türkçe’deki diyalog, müzakere veya alış-verişin karşılığı olarak kullanılıyor. Danûstandin, iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşmuş: Dan vermek anlamına gelir, Stan ise almak. Türkçe’deki tam karşılığı “alış–veriş” olsa da, bu iki kelimenin sıralaması farklı.
Türkçe’de, önce alış sonra veriş varken, Kürtçe’de bunun tersidir, önce veriş sonra alış gelir. Bu dildeki anlayışa benzer biçimde, Kürtler tarih boyunca hep bir şeyler vermiş, sonra karşılığını almayı beklemiş, devletse alacağını alınca, karşılığında bir şey verme derdine düşmemiş. Acaba diye düşünüyorum, biz Kürtler bu kelimemizi değiştirip, Türkçedeki gibi önce alışı sonra verişi vurgulasak, yani “danûstandin” kelimesini ters çevirip “stan-û-danin” mı desek?
Ama sonra bir yazar olarak, kelimelerin ruhundaki çoklu anlamı düşünüyor ve fikrimi değiştiriyorum. O zaman “danûstandin” kelimesinin, insan ilişkilerindeki güven duygusunu yücelttiğini; fedakarlık ve adanmışlık duygusunu beslediğini fark ediyorum…”
Burhan Sönmez 2026’da barışa ‘pênc-rê’ açılmasından bahsetti ve hafızamıza yeni bir kelime kaydetti: ‘Danûstandin, iyi bir barışın ve insanlar arasındaki güvenin ruhuna en uygun kelimedir.’