“Başardık!” diye gururla duyurdu Mehmet Şimşek, Türkiye’nin gri listeden çıkmasını… Türkiye’yi kara para ve suç örgütlerinin ikametgahına çeviren başka iktidarmış gibi başarısını kutladı!
Tabii o gün yine OECD bünyesindeki Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu (Working Group on Bribery-WGB) tarafından yayınlanan rapor gözlerden kaçtı.
Türkiye adeta bir rüşvet cenneti yazıyordu.
Ne 2016’dan bu yana Rüşvetle Mücadele Grubu tarafından “yakın izlemeye” alınan Türkiye’nin her geçen gün daha kötüye gittiğini…
Bakın aklıma ne geldi?
Biri AKP milletvekili… Hani cumhuriyeti “ayaklarına takılmış 100 yıllık bir pranga” olarak gören kişi… Şu şana bak ki, Amerika’da doktora yapmıştı kendisi…
Diğeri Cumhurbaşkanı’nın danışmanı… Üzerinde konuşmaya gerek var mı?
Ve üçüncü sac ayağı… Eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu… Bank Asya’nın yöneticilerindendi kendisi…
Yahu bırakın çalışmayı, Bank Asya’da üç kuruş hesabı olan, maaşı yatan, kredi alan, sıradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları işinden kovuldu, hayatı altüst oldu, hapse atıldı. Bütün bunlar yetmedi eşi, kardeşi bile ihraç edildi.
Sen yıllarca bu bankanın yöneticiliğini yap sonra da SPK başkanlığını kap!
SPK da öyle sıradan bir kurum değil… Sermaye Piyasası Kurulu… Sermaye Piyasası Kanunu ile akla hayale gelmeyen yetkiler ile donatılmış kurum.
Milyonlarca dolarlık rüşvet… Kanıtlı, belgeli, itiraflı…
Hangisine ne oldu? Hiçbirine!
Türkiye’nin 1997’de imzalayıp Mart 2000’de yürürlüğe koyduğu Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi’ne rağmen bugüne kadar 27 tavsiye ve uyarıdan sadece üçünü uyguladığı, sözleşmede yer alan temel yükümlülüklerle taahhütlere uyulmadığı açıklandı.
Anlamı, Türkiye’de rüşvet vermeden iş yapılamıyor.
Amerikan 3M firması…Yaklaşık piyasa değeri 57 milyar dolar… Dünya genelinde 70’ten fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve 95.000’den fazla çalışana sahip…
Türkiye pazarı onlar için küçük sayılır. Yine de burada iş yapabilmek için “rüşvet vermek” zorunda kalıyorlar.