Başından beri Korculuk Kurumuna karşı çıkmış Kürtler’den bir kısmı, bu yeni koşullarda, eski hesapların açılmayacağı konusunda teminat verilmesinden yanaydı. Yeter ki onların tarafında iç huzursuzluklar olmasın…
Derken Tayyip Erdoğan fikir değiştirdi. “Fikir”le birlikte her şeyi değiştirdi. Eski dostlar düşman olurken (hem de en amansız ve aman verilmeyecek düşmanlar), eski düşmanlarla da ittifaklar kurma yoluna girdi. Bu aşamada, Korucu sorunu, “Korucular nasıl rehabilite edilir” sorusu olmaktan çıktı tabii. Şimdi, onları nasıl silâhlandıracağımızı, donatacağımız, ödüllendireceğimizi, sevmediğimiz Kürtler’e karşı nasıl etkili bir silâh haline getireceğimiz düşüneceğiz.
Adamlar kendileri de, tahmin ediyorum, epey şaşkın bir durumdadırlar; bir gün böyle, bir gün öyle. Tayyip Erdoğan’ın isabetli kararlarıyla dâhiyane ülke yönetimi çeşitli kesimlerde böyle şaşkınlıklar yaratıyor.
“Beş bin korucu” diyorlar; haydi hayırlısı. Bu yetmiyor, “Beş bin de ‘özel tim’” diyorlar. Türkiye’nin PKK’lı tarihinde Kürt halkının tepesinde boza pişiren en püsküllü belâ onlardı. İyi, şimdi onlar da takviye oluyor.
“Barajı geçirmeyin. AKP’yi tek başına iktidar yapın,” diyor Davutoğlu. Bu kadar açık. Öyle yapın. O zaman belki AKP acır da, özel timi iki bin beş yüzde tutar.