Murat Ağırel: Siyasetin dizayn edildiği statükocu bir anlayışın hortladığını görüyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 38. olağan kurultaya ilişkin verilen “mutlak butlan” kararını herkes konuşuyor. Maalesef devlette siyasetin dizayn edildiği statükocu bir anlayışın hortladığını görüyoruz.

Çünkü ortada yalnızca bir kongrenin meşruiyetine ilişkin teknik bir değerlendirme değil, milyonlarca seçmenin iradesini ve siyasi partilerin iç işleyişini ilgilendiren çok daha büyük bir mesele var. Üstelik tek bir dava süreci ülke ekonomisini de perişan ediyor.

“Butlan” denen kurultaydan sonra aynı siyasi irade, aynı delegasyon yapısı ve aynı parti tabanı tarafından Özgür Özel iki kez daha genel başkan seçildi.

Yani bugün yok sayılmak istenen iradenin, sonraki süreçlerde tekrar tekrar teyit edildiği açık.

Türkiye’de yargının siyasete müdahale ettiği yönündeki tartışmalar yeni değil. Ancak bu dosyada dikkat çeken husus, seçmen iradesinin ve parti delegasyonunun defalarca yeniden ortaya koyduğu tercihin, geriye dönük biçimde hükümsüzleştirilmeye çalışılmasıdır.

Eğer bir siyasi parti delegesi aynı kişiyi iki kez daha seçmişse artık ortada yalnızca geçmişe ilişkin bir usul tartışması değil güncel ve canlı bir siyasi meşruiyet vardır.

Türkiye’de seçim hukukunun kesinliği mi esas alınacaktır, yoksa siyasi sonuç doğuran seçim süreçleri yıllar sonra yargısal müdahalelerle yeniden mi şekillendirilecektir?

YSK’nin onayladığı kongre süreci yok sayılacaksa bundan sonra yargıyı eline alan iktidarlar tüm partileri dizayn edebilir.

Murat Ağırel’in yazısı