Mümtaz'er Türköne: 'Seçimle iş başına gelmiş tiranlar'ın da, süresi bitince huzur bulabilmek için kurallara ihtiyacı var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Her halükârda “zorba yönetim” ile “kötü şartlar” arasında mecburî bir sebep-sonuç ilişkisi var. Ülke tehlike içinde; içeride ve dışarıda düşmanlar var. Yoksa icat edecek gücünüzün ve medya araçlarınızın olmadı yeterli. Daha fazla yetki isteyen politikacı, “kötü şartlar”ı bahane ediyor. Zorbalığın kendini tüketen paradoksu da işte bu mecburî ilişkiden çıkıyor. Akıllı, çevik ve hızlı karar verebilen ve hiçbir güç tarafından engellenemeyen tiran, düşmanlarınızdan daha büyük bir tehlikeye dönüşüyor. Çünkü ülkenin sahip olduğu her şeye yönelik en ciddi tehlike ondan geliyor. Birincisi zorbanın iş başında kalması için hep tehlikeler lâzım. İkincisi zorbanın keyfî yönetimi toplum hayatının, bir siyasî düzenin bir ekonomik pazarın güven içinde işlemesi önünde en büyük engele dönüşüyor; bizatihî kendisi bir tehlike oluşturuyor. Zorba sıkıştıkta daha fazla kural çiğniyor ve kural tanımaz şekilde elindeki denetimsiz gücü rakiplerini ortadan kaldırmaya teksif ettiği zaman düşmanların veremeyeceği büyük zararları ülkesine vermeye başlıyor.

Bu sefer zorbayı var eden dinamikler tersine dönmeye başlıyor. Tiran kendisini yükseklere çıkaran aynı çarkların arasında ezilip ufalanıyor. Tek çaresi kalıyor: Kurallara uymak. Sadece hem onun hem de ona destek verenlerin anlaması zaman alıyor. İki temel sorumuz var: Kim yönetecek ve nasıl yönetecek? Sandık, birincisine karar veriyor. İkinci sorunun cevabını hepimizin mutabık olduğu kurallarda aramamız gerekiyor. Kurallar sadece yönetilenleri değil yönetenleri de koruyor. “Seçimle iş başına gelmiş tiranlar”ın da, süresi bitince huzur bulabilmek için bu kurallara ihtiyacı var.

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı