Seçim sonucunu belirleyecek en başat çekişme Erdoğan’ın kişisel iktidarı ile AK Parti’nin kurumsal yapısı arasında geçecek.
Oldukça sorunlu ve her iki tarafa da kaybettirecek bir paradoks bu. Erdoğan görünürde seçime girmiyor, ancak
‘başkanlık sistemi önerisi’ üzerinden açıkça partisine oy isteyerek seçim yelpazesine dahil oluyor.
Maçı izleyenler için kuraldışı bir durum; takımlar sahada, arada dolaşıp kendi oyununu oynayan ve seyirciden alkış ve destek bekleyen garip biri, üstelik dokunulmazlığı var.
Davutoğlu ve partisi ise diğer partilerle seçim sath-ı mailinde rekabet ederken, Erdoğan’ın ‘kişisel güç arayışı’ olarak görünen bu ağır yükü sırtında taşımak zorunda. Kendi oyununu kurmakta zorlanıyor, oyun alanı daralıyor, albenisi gölgeleniyor.
Erdoğan’ın siyasî partilerin grup toplantılarına alternatif olarak Saray’da sistematik hale getirdiği ‘Muhtarlar Meclisi’ naifliği sırıtan bir rol kapma teşebbüsü.