Japonya’nın kapitalist, milliyetçi-muhafazakar profili ve yaptığı tüm imparatorluk göndermelerine rağmen ABD çıkarlarının bekçisi olan halleriyle Erdoğan’a çok benzeyen bir lidere (Şinzo Abe) sahip olduğunu hatırlatalım. Tokyo 2020, artık tüm dünyada ipliği pazara çıktığı için daha fazla gizlenemeyen ‘görgüsüz, açgözlü olimpiyat’ imajını değiştirecek, nispeten düşük maliyetli ve sorunsuz bir turnuva olacaktı. Öyle olmadı. Tokyo 2020, tipik bir neoliberal olimpiyatın tüm karakteristik özelliklerine sahip.
Oyunların 7.3 milyar dolarlık tahmini maliyeti resmi rakamlara göre dörde katlanmış durumda.
Oyunlar, halkın spor yapma olanaklarını artırmak şöyle dursun kamunun kullanımına açık spor alanlarını kalıcı şekilde sermayenin mülkiyetine bırakıyor. Tokyo’da bunun en önemli örneği maliyetini çıkarmak için oyunlar sonrası özel sektöre devredilecek 300 milyon dolarlık spor salonu.
2020 Tokyo, tüm iddiaların aksine neoliberal olimpiyat mantığının tüm gücüyle ayakta olduğunu, patronlarına hizmete devam ettiğini gösteriyor.