Mine Ataman: İklimin artık daha fazla konferansa değil, uygulamaya ihtiyacı var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

COP31, iklim krizine çözüm aranan küresel bir zirve değil de sanki Paris Moda Haftası. Va­lizler hazırlanıyor. Antalya’ya gi­deceklerin listesi kabarıyor. Ce­miyetin önde gelenleri, LinkedIn uygarlığının bembeyaz yakalıla­rı, yukarı mahalleden onlar bun­lar.

COP zirveleri başlangıçta ülkele­rin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak karar aldığı teknik müzakere platformlarıyken şimdilerde sade­ce çevre bakanlarının değil, liderle­rin, küresel CEO’ların, STK’ların ve finans kuruluşlarının buluştuğu dev diplomasi sahnesine dönüştü.

Pa­ris’te yaklaşık 30 bine yakın kişinin mücadele verdiği COP ölçeği, Duba­i’de 80 bin kişiye yakın katılımcının katıldığı dev bir organizasyona dö­nüştü. Avrupa Komisyonu İklimden Sorumlu Komiseri Wopke Hoeks­tra’ya göre “son COP sonuçları bili­min gerektirdiği hızın gerisinde. Ar­tık daha küçük ve daha hızlı hareket eden “istekliler koalisyonlarına” ih­tiyaç var.”

İklimin artık daha fazla konferansa değil uygulamaya, davranış değişikli­ğine, kolektif çabaya, yasaya ihtiyacı var. İklim inovasyonunun gerçek la­boratuvarı tarlalar, fabrikalar, şehir­ler ve hayatın kendisi. Bu anlamda hepimiz COP31’e gitmek zorunda de­ğiliz.

Eğer gidişimiz iklimle ilgili bir sorunu iyileştirmeyecekse, inovatif bir çözümümüz yoksa Antalya’ya gel­mek yerine bulunduğunuz yerde de­ğişimi yaratmaya odaklanabiliriz.

Mine Ataman’ın yazısı