Cumhur, Millet, Demokrasi ve Özgürlük, Sosyalist Güç Birliği gibi ittifaklar, bu ön-gerekliliğin bir ürünü olarak görülebilir mi? Kendileri, varlık gerekçelerini, 50+1 ve seçim sisteminin özellikleri ile açıklıyorlar. Bu durumda ittifakları, kurucu kolektif irade merkezleri olarak değil de seçim koalisyonları olarak kavramak, daha açıklayıcı oluyor. Türkiye’de seçim-devrim mekaniğini devindiren güç, yaygın bir kentli tabana sahip olduğu hissedilen güçlü değişim arzusudur.
Değişim arzusunun kurucu irade şeklindeki örgütsel varlığından henüz söz edilemez ise de cumhurbaşkanlığı seçimi çerçevesindeki pozisyon alışlarda, seçim-devrim mekaniğinin iki asli tarafı oluşmuş durumdadır. Bir yanda ülkeyi, monarşik- oligarşik idare altında bir bilinmeze götüren Cumhur İttifakı adayı, diğer yanda parlamenter demokrasi ve Cumhuriyet rejimi tercihini ileri süren Millet İttifakı adayı vardır. Bu düzlemde üçüncü bir yol bulunmuyor. Cumhurbaşkanlığı seçim sonucu, değişim arzusunun, hangi güç ve sürede kurucu değişim iradesine dönüşeceğine etkisi bakımından önemsenmelidir.