Özgür Özel ve Yeni Parti, gördüğüm kadarıyla iktidarın beklediği tuzağa düşmedi. Yeni Parti bütünüyle “evet” de deseydi “hayır” oyu da kullansaydı bu tuzağa düşecekti. Beklenti ve yandaş medyanın yaptığı hazırlık bu yöndeydi. Yeni Parti, aslında “hayır” oyu vermeye daha yakın ve buna hazırdı. Çünkü, birebir gözlemim ve bilgim var. Silivri’de bazen dışarda olduğundan da çok siyasetçiyle görüşebiliyoruz. Sağolsunlar, yalnız bırakmıyorlar, sıkça ziyaretimize geliyorlar. Yani sanılanın aksine Yeni Parti grup kararı alıp “evet” demeyi planlamıyordu. Durum tam aksi yöndeydi. En azından benim izlenimim böyle.
Parti lideri Özel de meclis konuşmasında, “Biz hayır demeyi en çok hak eden partiyiz” diyerek, bu eğilimi zaten daha en başta -bir bakıma- kamuoyuna açıkladı. Iktidar, Yeni Parti “evet” derse milliyetçi ve ulusalcı seçmeden, “hayır” derse Kürtlerden kopacağını hesaplıyordu. Işte bu ayrım zor bir hamle ile ve risk alınarak bozuldu. Üzerinden biraz zaman geçince daha iyi anlaşılacaktır.
Parti, disiplinle davrandı üstelik. Yönetim “evet” diyerek, barış beklentisine yüksek profilli bir destek ve katkı sunulmuş oldu. Böylece DEM Parti’nin demokratik muhalefet blokundan bütünüyle kopması ve cumhur ittifakı havzasına savrulması önlenmiş oldu. Diğer taraftan, parti çoğunluğu da “hayır” diyerek, yasanın demokratik bir perspektiften yoksu olduğunu, iktidarın ömrünü uzatmayı hedeflediğini, samimiyetsiz ve iki yüzlü niteliğini de ortaya koyarak, toplumdaki tepkileri içerdi.