Liyakat yerine sadakati ödüllendirmek, sistemin çürümesini hızlandırıyor…
Yanlış giden politikalara, adaletsizliklere ve yozlaşmaya karşı demokratik hakları kullanarak tepki göstermemek; suç ortaklığı yaratıyor…
Toplumsal geleceği düşünmek yerine, günü kurtaracak ekonomik veya sosyal menfaatleri ön plana almak genel çöküşü hazırlıyor…
Kötü haberleri, yolsuzlukları ve adaletsizlikleri normal bir durum gibi kabul etmek:
Toplumsal direnci kırıyor…
Magazin figürlerini, şovmenleri, mafyatik yapıları veya içi boş söylemleri üreten siyasetçileri baş tacı etmek toplumsal değerleri aşındırıyor…
Adaletsizliğin ucu kendisine dokunana kadar sessiz kalmak, toplumsal dayanışmayı ve adalet duygusunu yok ediyor…
Trafikte, ticarette, vergide veya iş ahlakında dürüst davranmayan bir toplumun, makro düzeyde dürüst bir yönetim beklemesi çelişkilidir…
Kısa yoldan zengin olma, emeksiz kazanç sağlama ve kuralların arkasından dolanma eğilimi, illegal yapıların taban bulmasını kolaylaştırıyor…
Ülkenin kurumları ve vitrinindeki insanlar, o toplumun ortalama değerlerinin, eğitim seviyesinin ve ahlak anlayışının bir yansımasıdır…
Dolayısıyla değişim, her bireyin önce kendi sorumluluğunu kabul etmesiyle başlar…