Melih Altınok: Yer mi Anadolu çocuğu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Dün Avrupa Parlamentosu’nun “ilişkileri dondurma” tavsiyesi üzerine köşelerde ve sosyal medyada yazılanlara şöyle bir baktım. Birliğin 50 yıldır Türkiye’ye uyguladığı çifte standarttan sıkılan insanlar memnun.

Hatta Türkiye’nin daha ileri bir adımla yanıt vermesini isteyenler çoğunlukta.

Yani vatandaş yine gayet tutarlı. “Bizimkilerse” aynı havada ısrarcı, yine yakınıyorlar. “AB bizi istemiyor, öldük bittik…” diye…

Oysa daha dün, AB’ye yaşadıkları ülkeyi yalanlar uydurup şikâyet eden ve “Türkiye’yi cezalandırın” diye yalvaranlar da onlardan başkası değildi.

Tıpkı AB’li siyasileri yanına alıp “Türkiye bir cehennem” konulu konferanslar düzenleyen namı diğer “susamurunun” dün, zora giren AB üyeliğine ağıt yakması gibi.

Çifte standart yalnızca AB konusuyla sınırlı değil elbette.

Ama şark kurnazlığı yaptıkları ahaliyi, aldıkları onca seçim yenilgisine rağmen hala tanımadılar.

Yer mi Anadolu çocuğu…

Şüpheleri olmasın, yaptıkları ve söyledikleri arasındaki çelişkiyi görenler, Ege’de çok kullanılan o deyişle seslenecekler yine bizimkilere sandıkta:

“Yaprağını yerken kıtır kıtır, sapına gelince me!” Olur mu böyle!

Melih Altınok’un yazısı