Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Yine itiş kakış ağırlıklı, rakip yarı sahada üst üste beş pasın zor yapıldığı, faulü bol, gol pozisyonu az kalitesiz bir derbi izledik. Toplam 34 faulün yapıldığı bir oyunun kaliteli olma şansı olabilir mi? Buna, oyuncu değişiklikleri ve sakatlıklar için durmaları eklediğimizde kaliteli oyun için gereken zaman aralıklarına pek yer kalmıyor zaten.
Maç sonrasında, kalitesiz oyunun sebepleri hakkında öz eleştiri ağırlıklı çözümlemeler beklerken, her iki taraf da artık iyice bıkkınlık getiren türde açıklamalarla hakemi suçladı. İşi biliyorlar!.. Hakem(ler)i ön plana çıkararak, hem dikkatleri oynadıkları kalitesiz futboldan uzak tutuyor, hem de fanatik taraftar kitlelerini gaza getirip yedekliyorlar…
Bu anlamda hakemler çok kolay ve elverişli bir hedef…
Bütün değerlendirmeler skora göre yapıldığı için galip taraftan “Hak ettik”, “Biz üstün oynadık”, “Çok iyi mücadele ettik” gibisinden boş böbürlenmeler duyuluyor. Ama onlar da hakeme değinmeden edemiyor. Skor ne olursa olsun hakeme laf etmek, bu işin olmazsa olmazı haline geldi ne de olsa. İleriki haftaların yolunu şimdiden açmak lazım tabii.
Kaybeden taraftan yükselen sesler ise hep hakeme isyan şeklinde. “Türk futbolunun kara gecesi”, “Bu maç milat olacak”, “Bize karşı organize edilmiş operasyonla karşı karşıyayız”, “Karanlık güçler iş başında”, “Bu hakem düdüğünü asacak” vs…