Hiç komplekse kapılmaya gerek yok, biz başaramadık onlar başardı. Eminim ki bugün Türkiye dahil bütün İslam ülkelerindeki camilerde imamlar Hz. Peygamberin “İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz…” hadisini okumaya devam etmektedirler. Bu hadis, Batı’daki sendikal mücadele verilmeden önce de vardı, ama ne yazık ki İslam toplumları işçilerin haklarını teminat altına alan bir sistem geliştiremediler. İslam ülkelerinde halen de işçi ve kadın haklarının yeterince geliştiğini, temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alındığını söylemek maalesef mümkün değildir.
Çünkü Müslümanlar Kur’an’ın ve Hz. Peygamberin evrensel mesajını dünyanın değişen şartları içinde yorumlayıp, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim modeli inşa etmeyi başaramadılar.
Yeri geldiğinde insan haklarının da, işçi ve kadın haklarının da “en iyisi bizde var” diyerek övünmeyi pek seviyoruz. Ama tarihi tecrübeler gösteriyor ki, Batı’da bu hakların verilmesinden sonra İslam ülkelerinde ancak küçük çaplı iyileştirmeler sağlanabilmiştir. Demek ki “İslam’da her şey var” demek meseleyi çözmüyor, çünkü önemli olan İslam’ın evrensel mesajını hayatla buluşturmaktır.
Kendimizi kandırmayalım, modern dünyada dini düşüncede ciddi bir yenileşme yaşanmadığı sürece sorunlarımızı çözmek mümkün değildir.