Fanatik yazarı ve NTV Spor yorumcusu Mehmet Demirkol, Başakşehir Teknik Direktörü Abdullah Avcı’ya, “Volkan Babacan’ın ceza almaması içine siniyor mu, sinmiyor mu?” diye sordu.
‘Avcı’nın içine siniyorsa hakikaten yanıldım’

Spor Servisi programında, Avcı’nın Beşiktaş maçının ardından yaptığı açıklamaları değerlendiren Demirkol, şunları söyledi: “Abdullah Avcı’yı tanırım, takdir ederim, beğenirim. Kendisi de bilir. Şimdi bu Volkan’ın ceza almama konusu içine siniyor mu, sinmiyor mu? Benim sorduğum soru bu. Siniyorsa sorun yok. Mümkün değil sinmesi. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu bir araya geliyor, Türkiye de kitabına uydurmak diye bir laf vardır ya. Uydurulacak bir kitap bulunamayıp, o kadar hukukçunun büyük çoğunluğu, şerh koyanlar da var, kural uyduruyorlar. Volkan’a ceza vermeyeceksen bari Fenerbahçe maçında da oynasaydı. Vurmaya teşebbüsün bilmemnesi filan. Bu Abdullah Avcı’nın içine siniyorsa hakikaten yanıldım. Bu konuda yanıldım. Emre yanıltmaz beni de Abdullah Avcı yanılttı demektir.”
‘Hiç utanmıyor musunuz?’
Gazetecilere saldırıya karışan Babaşkşehirli futbolculardan Yalçın Ayhan ve Ufuk Ceylan’a beşer, Volkan Babacan’a ise bir maç ceza veren PFDK’nın üyelerine, “Siz hukukçusunuz ya! Nasıl yaparsınız bunu ya! Utanmıyor musunuz hiç öğretmenlerinizden?” diye seslenen NTV Spor yorumcusu, şöyle devam etti: “PFDK’nın bir üyesi olmak için ne gerekir? Hukuk bilmek gerekir değil mi? Birinci şart hukuk bilmek. İki, spordan anlamak gerekir. Çünkü işin ruhunu bilmen lazım. Sana bir rapor geliyor, her zaman böyle MOBESE görüntüsü yok. Şimdi soruyorum. PFDK’da ofsayt nedir bilmeyen üye var mı, yok mu? Biliyorum da o yüzden soruyorum. Peki ofsayt bilmeyen adam PFDK’nın niye üyesi olur? Seçilenler nasıl seçiliyor biliyor musun? Seçilenlerin kriterini söyleyeyim sana. Eğer yukarıdan gelen karara hiç sorgulamadan imzanı atıyorsan, bunun garantisini veriyorsan, sen oraya seçiliyorsun. Kriter de bu. Çünkü bunu başka türlü açıklayamazlar bana. PFDK bana Volkan’a neden bir maç ceza verildiğini mantıklı bir şekilde açıklasın, bir daha da hiçbir şey söylemeyeceğim.”