Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Siyasi Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, hükümet ile Gülen Cemaati arasında 17 Aralık sonrasında gerilim dozu artan çatışma için, “Sırtımızdan hançerlendik” değerlendirmesinde bulundu.
“2004 MGK belgesi yayınlandığında ilk açıklamayı ben yaptım ve ilk saldırıya da ben uğradım” diyen Akdoğan, geriliminilk günlerinde Cemaat’i sağduyulu davranmaya çağırdığı yazılarına rağmen hedefe konulduğunu kaydetti.
Hükümet ile Cemaat arasında köprülerin havaya uçurulduğunu savunan Akdoğan, “Kim devlete operasyon çekmeye çalışırsa biz karşısında oluruz” dedi.
Bizzat Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla HaberTurk televizyonuna yönelik sistematik sansüre ilişkin sızan kayıtlarda “Meclis TV’yi kapatıyoruz” derken, yayına müdahaleyi kastetmediğini savunan Akdoğan, medya patronlarını arayarak gazetecileri işten attırdığı iddialarına ilişkin bir soruya, “Beni sürekli medya mensupları arar. Benim aradığım çok nadirdir. Kimsenin işten atılması için bir Allahın kulunu da aramadım” diye konuştu.
Vatan gazetesinden Hüseyin Yayman’a konuşan Akdoğan, özetle şunları söyledi
“Meclis TV’yi kapatıyoruz” dedim ama…
‘Meclis TV’yi kapatıyoruz’ dediğim, saat yediden sonra yayının kapatılmasını söylüyorum. Bir kez daha söyleyeyim, Meclis TV yöneticilerini ne tanırım, ne bilirim, ne hayatımda görüşmüşüm, ne müdahale etmişim.
Cemaat ilk saldırıyı bana yaptı
Ben en başından beri itidali, sağduyuyu, sulhu savundum ve bunu yazılarımda dile getirdim. Daima kardeşlik vurgusu yapan yazılar yazdım. Ama bunlar bir süre sonra alaycı bir biçimde istismar edildi. Biz muhabbet dedikçe, kardeşlik dedikçe birilerinin bunları alaya aldığını gördük. Malesef ilk saldırıyı da kardeşlik dememize rağmen bana yaptılar.
Bizim gibi muhabbetten, uhuvvetten, kardeşlikten, aklı selimden bahseden insanlar önce hedefe konuldu ve bu köprüler havaya uçuruldu.
Hayal kırıklığımız sırtımızdan hançerlendiğimiz için değil
Hayal kırıklığı yaşamamız bize yanlış yapıldığı ihanet edildiği, sırtımızdan hançerlendiğimiz için değildir. Türkiye’ye yanlış yapılması, ülkeye kaybettirilmesine gidecek bir hamlenin içine girilmiş olmasındandır.
Birileri anladığım kadarıyla kendi grup çıkarlarını, kendi amaç ve hedeflerini Türkiye’nin üzerinde görüyor. Türkiye’nin milli kurumunu hedefe koydular ve yeni bir vesayet düzeni kurmayı amaçladılar.
Milletin emanetine sahip çıkmak bizim asli görevimizdir. Bu emanete kim el uzatırsa, milletin iradesine dokunursa, devlet içinde paralel yapı kurarsa, devlet aygıtı üzerinden devlete operasyon çekmeye çalışırsa biz karşısında oluruz.
Şimdi biz bu telefonlara çıkmayacak mıyız?
Kişisel dostluklarım dışında benim herhangi bir gazeteciyi medya patronunu aramam hiçbir zaman söz konusu değildir. Böyle bir müdahaleci anlayışa da sahip değiliz. Beni sürekli medya mensupları arar. Benim aradığım çok nadirdir. Ama benim üzerimden bir şehir efsanesi üretildi. ‘Gazeteleri, TV’leri arıyor, işten attırıyor’ diyorlar. Bunların hiçbiri doğru değil. Biz kimsenin ekmeğiyle oynamayız. Kimsenin işten atılması için bir Allahın kulunu da aramadım. Ama sonuçta genel yayın yönetmenleri, temsilciler, gazeteciler bizi bilgi almak için ararlar. Şimdi biz bu telefonlara çıkmayacak mıyız?