MERT YILDIZ
mertyldz@gmail.com / @my2048
Bir asgari ücret yarışı başladı ülkemizde. İktidar partisi nasıl artırdığını anlatıyor, diğer partiler de ücret zammı yarışına giriyor. Şu anda rekor 1800 TL’yle HDP’de. Ama MHP henüz programını açıklamadı. Eğer son dönemdeki trende uyarlarsa rakam 2000 TL’ye yükselebilir.
Asgari ücret ekonomide 150 yılı aşkın süredir tartışılan bir konu. Bir gerçek var; kimse asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini bilmiyor. Hatta kimse kesin ve net olarak orta vadede asgari ücreti artırmanın hanehalklarının refah seviyesine etkisini bilmiyor.
Bu tartışma ilk olarak sosyalist yazar John Weston ile komünizmin babası Karl Marx arasında yaşanıyor. Weston asgari ücretin artırılmasının firmaların üretim maliyetini ve toplam talebi artıracağını söylüyor. Arz düşeceği, talep artacağı için enflasyonun yükseleceğini, bu yüzden asgari ücretteki artışın aslında gerçek refah seviyesine bir etkisi olmayacağını düşünüyor.
Marx da işini gücünü bırakıp Weston’ın neden yanıldığını yazıyor: Şirketler rekabet halinde oldukları için fiyatları artıramazlar. Daha fazla yatırım yapıp daha ucuza üreten firmalar ayakta kalır, kalanlar batar. Marx’ın görüşü bu yönde.
Asgari ücretle ilgili ezber bozma
Ben 150 yıllık polemiğe girmeyeceğim. Benim derdim ülkemizde neden son dönemde siyasi partilerin ücrete takılmış olmasında.
Ülkemizde asgari ücret düşük değil. Hatta Avrupa standartlarında yüksek bile sayılır. Diyeceksiniz ki ‘Nasıl olur, bizim ülkemizde asgari ücret alan sürünüyor?’
Doğrudur ama, satın alım gücüne göre asgari ücretin bizden daha düşük olduğu Avrupa ülkeleri var. Bu ülkelerde asgari ücret alanlar daha zor durumda.


Hala bir şey garip geliyor, değil mi? Sonuçta son dördü hariç biz bu ülkelerin hepsinden daha fakiriz. Vergi? Hayır olay vergi de değil. Ama haklısınız bir şey var.
Bizim ülkemizde çok fazla sayıda insan asgari ücret alıyor. Bu ücretle geçinmesi gereken ortalama hanehalkı sayısı Avrupa’ya göre çok yüksek. Yani çok fazla aile asgari ücretle yaşamak zorunda ve bu aileler Avrupa’ya göre çok daha geniş. İşte bizdeki sorun burda.
Artırsanız ne olacak?
Bizde çalışan nüfusun yüzde 42’si asgari ücrete yakın bir maaş alıyor. Avrupa’nın en gelişmemiş ülkelerinde bile bu oran yüzde 10’u geçmiyor.

Bu ülkenin çalışanlarının yarısına yakını asgari ücret alırken, asgari ücreti artırsanız ne olacak? En düşük gelirli yine en düşük gelirli olarak kalacak.
Toplumun refah seviyesini artırmak istiyorsak, çözüm asgari ücreti artırmakta değil, bu ücreti alanların sayısını düşürmekte. Çözüm düşük gelirli kesimi yardıma muhtaç bırakıp sonra onlara yardım sözü vermekte değil, onlara ekonomik özgürlüklerini vermekte.
Çare eğitim ve kadın işgücünde
Bunun için önce eğitim seviyemizin ve kalitemizin artırılması gerekiyor. Sonra kadınların işgücüne katılımını desteklemeliyiz (CHP ve HDP bu konuda olumlu önerilerde bulundu). Kadınların işgücüne katılımıyla hanehalkının toplam gelirini artırabiliriz. Bunun dışında sendikaları güçlendirebiliriz.
Halkı asgari ücret köleliğinden kurtarmanın çözümleri var. Ama önce siyasi partiler oy uğruna ücrete takılmayı bırakıp halka gerçekleri anlatmaya başlamalı.
Halk ütopik asgari ücret zamlarına kanmıyor. Çünkü çalışanların çoğu 1990’lardaki boş vaatleri hatırlıyor ve siyasilere güvenmiyor.
Siz kapsamlı bir ekonomi programını sunarsanız halk bunun değerini anlayacaktır.