İktisatçı Mahfi Eğilmez, ABD/İsrail-İran savaşına dikkat çekip “Carry trade ile gelen sıcak paranın dörtte birinin çıktığı tahmin ediliyor” dedi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmış, saldırıda İran’ın dini lideri Ali Hamaney öldürülmüştü.
40 gün yas, yedi gün resmi tatil ilan eden İran, DW’nin haberine göre Hürmüz Boğazı’nı kapattı. Boğaz, petrol ve doğalgaz ticaretinde önemli bir geçiş yolu.
Eğilmez internet sitesindeki yazısında “Kurda ve diğer enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması hâlinde bu etki cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda 1,2 puana kadar çıkabilir” dedi.
X’teki paylaşımında da Merkez Bankası’nın (MB) bankaları yüzde 40 faizle gecelik borç vererek fonlayacağını belirten iktisatçı, şunları yazdı:
* Bu hamle, bu dönem süresince piyasa faizlerini yükselmesi anlamına geliyor. Öte yandan carry trade ile gelen sıcak paranın dörtte birinin çıktığı tahmin ediliyor.
* Yazımı yayınladığım sırada İran henüz Hürmüz Boğazını resmen kapatmamıştı. Dün geceden itibaren resmen kapattığını, geçmeye çalışacak gemileri vuracağını açıkladı.
* Brent petrolün varili 78 dolara geldi. Altının onsu 5.400 doları geçti. BIST yüzde 5’i aşkın bir düşüş yaşıyor. Açıklamalar bu işin uzun sürebileceğini gösteriyor.
‘Enflasyon yeniden ivme kazanabilir’
* Eğer Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalır ve enerji fiyatları yüksek düzeylerde kalıcı hâle gelirse tablo ağırlaşır.
* Enflasyon yeniden ivme kazanabilir, ücret–fiyat sarmalı riski belirginleşir. Para politikası gevşetilmek bir yana, daha sıkı bir çizgiye zorlanabilir. Yüksek enerji maliyeti ithalatı ve üretimi baskılar; Avrupa ekonomilerinin petrol şoku nedeniyle resesyona girmesi ise ihracatı zayıflatır.
* Cari açık büyür, dış finansman ihtiyacı artar. Risk primlerindeki yükseliş borçlanma maliyetlerini yukarı çeker. Enerji yoğun sektörler maliyet baskısıyla karşılaşır; havacılık ve turizm talep daralmasından etkilenebilir. Bütün bunlara ek olarak yeni bir sığınmacı dalgasıyla karşı karşıya kalınabilir.
‘Her kriz yeniden konumlanma fırsatı da yaratır’
* Kuşkusuz her kriz aynı zamanda yeniden konumlanma fırsatı da yaratır. Türkiye enerji koridoru rolünü güçlendirebilir, LNG kapasitesini artırabilir, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırabilir.
* Ancak kısa vadede maliyetlerin, olası fırsatlardan daha ağır bastığını kabul etmek gerekir.