ARZU YILMAZ
Daha dün herkes Kürdistan’ın bağımsızlık ilan edeceğini konuşuyordu. Bugün Kürdistan’da herkes canının derdine düşmüş telaş içinde koşuşturuyor.
Yıllardır ağır bedeller ödenerek, büyük emekler verilerek sağlanan güvenlik ve kurulan düzen göz göre göre neredeyse yok olup gidiyor.
IŞİD faktörü

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Şengal’e (Sincar) saldırısı hiç kuşku yok ki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) için bir sürpriz oldu. Henüz resmi rakamlar açıklanmamış olsa da, yüzlerce peşmergenin ölümü başka türlü açıklanamaz.
Zira IŞİD’in 11 Haziran’da Musul’u işgali ertesinde yaşanan gelişmeler de, en azından kısa vadede, böylesi bir çatışmanın yaşanmayacağını düşündürüyordu. Nihayetinde IŞİD hedefine Bağdat’ı aldığını açıklayarak saldırılarını Musul’un güneyinde yoğunlaştırırken, KBY de yalnızca Kürdistan’ın savunması için silahlarını ateşleyeceğini söylüyordu.
İnce dengeler

Aslında bu karar KBY’den çok bölgenin başat gücü Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP), dolayısıyla aynı zamanda KBY bakanlığını yürüten parti lideri Mesud Barzani’ye aitti. Çünkü her ne kadar son seçimlerde üçüncü parti konumuna gerilese de hala Kürdistan’da iktidarın iki büyük ortağından, Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB), Bağdat’ın desteklenmesi ve peşmergenin IŞİD’e karşı savaşmasından yanaydı.
Irak Başbakanı Nuri el Maliki ve bu arada İran da KYB ile aynı görüşü paylaşıyordu. Hatta Barzani’yi IŞİD’le anlaşmakla bile suçladılar.
Ama Barzani bu baskılara direndi. Üstelik Irak Anayasası’na göre kaderi referanduma bağlanan Kerkük dahil tartışmalı bölgenin kontrolünü ele geçirmenin avantajıyla Kürdistan’ın bağımsızlığını gündeme taşıdı.
Bu ortamda, bağımsızlık ilanına sıcak baktığını açıklayan yalnızca Türkiye ve İsrail oldu. Öte yandan, İran buna asla izin vermeyeceğini duyururken ABD de destek olmayacağını belli etti.
Daha da önemlisi, farklı gerekçelerle de olsa, KYB ve PKK de bağımsızlık kararına karşı duranlar arasında yer aldı. Bu tutumlarını açıktan dile getirmemiş olsalar da KYB Bağdat, PKK de Rojava üzerinden muhalefeti sertleştirerek Barzani’yi yalnız bıraktı.
Bağımsızlık: Projeden yenideden hayale
Ancak, gelinen noktada Barzani’yi durduran güç, görünürde, IŞİD oldu. Bugün IŞİD’in Şengal’e saldırısının en erken ve somut sonucu Kürdistan’ın bağımsızlığının bir proje olmaktan çıkıp yeniden bir hayale dönüşmesidir.
KBY ne kadar güven telkin eden açıklamalar yaparsa yapsın, içinde bulunduğumuz şu günler itibariyle Kürtlerin öncelikli sorunu bağımsızlık değil, can güvenliği. Herkes 1990’lı yıllara geri dönüş korkusu taşıyor.
Üstelik bu korku KYB’nin kontrolündeki bölgelerden daha çok KDP’nin kalesi konumunda sayılan Duhok’ta, hatta Hewler’de hissediliyor. IŞİD saldırıları sonucu bu iki şehir son birkaç gündür kuşatılmış gibi. Ulaşım dahi ana hatlar üzerinden yapılamıyor.
Bu iki şehir, aynı zamanda sayıları 1 milyonu aşan ve hem Suriye hem Irak iç savaşından kaçan mültecilerin en yoğun yaşadığı yerler. KBY için insani ve siyasi alanda bir prestij konusu olan mülteciler, Duhok ve Hewler’de yaşayanlar için güvenlik sorununu derinleştiren bir risk.
Fatura KDP ve Barzani’ye

Günün sonunda içine düşülen durumun siyasi faturasının daha şimdiden KDP ve lideri Barzani’ye kesildiğini söylemek mümkün.
Bu bağlamda, ilk tepki de Ezidilerden yükseliyor. Ezidiler, IŞİD’in eline esir düşmelerinden, dağlara kaçmak zorunda kalışlarından ve yüzlercesinin ölümünden peşmergeyi sorumlu tutuyor. ‘Bizi koruyamayanlar bizi temsil edemez’ diyorlar.
Son tahlilde, KBY için bağımsızlık kararında ısrar etmek şurda dursun Güney Kürdistan’ı siyasi bir bütün olarak tutmak dahi zor görünüyor.
TC-KBY stratejik işbirliği de rehin

Bu ortamda KBY’nin ve özellikle de KDP’nin yardımına koşması beklenen Türkiye’den ise hiç ses soluk çıkmıyor. Oysa ilan edildiği üzere Türkiye-KBY ilişkileri 50 yıllık stratejik bir işbirliği sürecinde bulunuyor.
Türkiye’nin bu sessizliği, en iyimser tahlille, Musul konsolosuyla birlikte 50’ye yakın vatandaşı gibi bu stratejik işbirliğinin de IŞİD’in eline rehin bırakıldığını gösteriyor.
Yeri gelmişken, rehinelerin Şeker Bayramı, hatta nerdeyse 10 Ağustos tarihi bile geride kalırken hala teslim edilmediğinin de altını çizmek gerekiyor.
Sözkonusu tarihlere dönük beklenti aslında rehinelerin durumunun bir anlamda zorunlu misafirlik gibi algılanmasına yardımcı oluyordu. Bu da, en az konulan yayın yasağı kadar, AKP’nin işine yarıyordu ve ‘Her şey kontrolümüz altında’ izlenimi böylelikle pekişiyordu. Bu algının yeni bir tarih beklentisi yaratılarak revize edilip edilemeyeceğini yakında görürüz.
Türkiye boyunun ölçüsünü bu kez de KBY’de alıyor
Ancak, KBY bağlamında ‘Her şey AKP’nin kontrolü altında’ izleniminin artık revize edilmesi zor görünüyor. Zira KBY’de olup bitenler bir algı operasyonuyla perdelenemeyecek ölçüde aşikar ve somut.
Özetle, deyim yerindeyse Türkiye boyunun ölçüsünü bu kez de KBY’de alıyor. Nüfuz ettiği sınırları genişletme hevesiyle çıktığı yolda ekonomik ve siyasal kapasitesinin sınırlarını yeniden keşfediyor.
Kürtler de sınırlarını keşfediyor

Bu keşif aslında Kürtler için de geçerli. Kürdistan’ın inşasında öz savunma güçlerinin kapasitesi dün Rojava (Batı Kürdistan) bugün Güney Kürdistan ölçeğinde sınanıyor. Özellikle zamanında hayata geçirilmeyen Kürdistan Birliği’nin bir kez ateş düştükten sonra yangına su taşımak misali imdada koşturulmasının işe yaramadığı tecrübe ediliyor.
Son tahlilde ne Barzani’nin son dakikada, “Rojava’nın savunulması peşmergenin sorumluluğudur” demesi işe yarıyor ne de PKK’nin Kobane’yi bile elinde tutmakta zorlanırken, “Şengal’de peşmergenin imdadına biz yetiştik” demesi ikna ediyor.
Mahmur’u gör dediği
Başka bir yazının konusu olmakla birlikte, Mahmur Kampı’nın tümüyle boşaltılması bile tek başına hem PKK hem de KDP’nin işbirliği kapasitesinin sınırlarına işaret ediyor.
KBY’den son gelen haberler peşmerge güçlerinin IŞİD karşısında görece bir başarı elde etmesine rağmen tartışmalı bölgeden ani bir kararla çıkıp meşhur 36’ıncı Paralel çizgisinin gerisine çekildiği yönünde.
Kosova umudu!
Beklenti, zayıf bir ihtimal de olsa, uluslararası bir müdahalenin gerçekleşmesi. Hatta böyle bir müdahale Kürdistan için nihayet Kosova modelinin uygulanacağı inancını da alttan alta besliyor.
Yarın ne olur bilinmez. Ancak, bugün görüneni tarif etmek gerekirse, Kürtlerin KBY ölçeğinde konsolide ettiği yılların bedeli, emeği, birikimi günler içinde eriyip tükeniyor.
Yani Kürdistan için Hawar!*
* İmdat