'Küçük Kadınlar'ı anlama kılavuzu

SANEM GÜVEN

Aralık ayının son günlerinde ABD ve Britanya’da milyonlar, ‘Küçük Kadınlar’ı izlemek için sinemalara koşacak. ABD’li Louisa May Alcott’un yazdığı aynı adlı roman neredeyse her yeni jenerasyon için filme çekildi. 

Bu yazıda hem kitabın hem de önceki filmlerin hikayesi var. Ama bazı eserleri tam olarak anlamak, ancak yazarının da hayatını bilmekle mümkün. Öyle bir hayat ki, kitabın hikayesine sızmış, gerçekle kurgu iç içe geçmiş. O yüzden keşif turumuza yazar Louisa May Alcott’la başlıyoruz.

Felsefeci bir baba, aktivist bir anne ve yoksul bir hayat

Louisa May Alcott, 1832 yılında Germantown, Pennsylvania’da doğdu. Dört kız kardeşin iki numarasıydı. Babası (Amos Bronson Alcott), öğretmen ve filozof; annesi (Abby May) ise kölelik karşıtı, kadınların oy hakkı için mücadele eden bir sosyal hizmet görevlisiydi. İkisinin de entellektüel, ilerici arkadaşları vardı.

Louisa onların sohbetlerinden ve kitaplarından yararlanıyor, kısa hikayeler, şiirler yazıyordu. Zamanının ötesinde bir eğitimci olan babası, tam aksine para kazanma konusunda çok yetersizdi. Aile epey yoksulluk çekti. Daha ucuz bir ev arayışından kaynaklanan sayısız taşınmadan sonra, nihayet Concord, Massachusetts’ta bir ev satın almayı başardılar. 

Bugün bir müze olan bu aile evine yolunuz düşerse, Louisa’nın çalışma odasını, hatta ‘Küçük Kadınlar’ın metninin yazıldığı masayı bile görebilirsiniz. Louisa, bu kitabı kaleme aldığında 35 yaşındaydı.

Zoraki yazılan bir roman

Yayıncısı ve editörü Thomas Niles, Louisa’dan ‘kızlar için’ bir kitap yazmasını istemişti. Çocukluğunda tam bir ‘erkek fatma’ olan, günlerini ağaçlara tırmanıp çitlerden atlayarak geçiren Louisa, kızların dünyasından anlamadığını düşündüğünden ilk etapta bu talebi reddetti. Ancak yayınevi, babasının bir makalesini yayınlamak için böyle bir hikaye yazılmasını şart koşunca, babasına destek olmak için isteklerini kabul etmek zorunda kaldı.

Louisa, kardeşlerinin ve ailesinin hikayesinden esinlenerek kurguladığı ‘Küçük Kadınlar’ı üç ayda tamamladı. İki bölüm halinde yazılan kitap, 1868 yılında yayınlandığında çok büyük bir başarı kazandı. Fakirlik içinde geçen onca yıldan sonra, Louisa hem üne hem de paraya kavuşmuştu.

Her jenerasyona bir film

‘Küçük Kadınlar’ romanı, Amerikan iç savaşı döneminde babaları savaşa giden 16, 15, 13 ve 12 yaşlarındaki dört genç kızın, anneleriyle birlikte verdiği yaşam mücadelesini ve komşularıyla ilişkilerini anlatır; zenginlerin yaşadığı hayatı görüp kendisi için de benzer bir hayat isteyen güzel Meg, kız çocuklarının evliliğe mahkum kaderine isyan eden, çabuk öfkelenen ve yazar olmak isteyen Jo, piyano tutkunu, yardımsever, utangaç Beth; gösteriş meraklısı, resim düşkünü, sanatçı ruhlu Amy.

Kuşaklar boyunca genç kızlar, kendilerini bu dört genç kızdan biriyle özdeşleştirdi. Özellikle kariyer yapmak, erkeklerin dünyasında yer edinmek isteyen genç kızlar, Jo’yu rol model alıyorlardı. Her yeni jenerasyon, beyaz perdede kendi döneminin oyuncularını görmek istiyordu. Dolayısıyla bu klasik hikayenin yirmi-otuz yılda bir tekrar tekrar filmi çekildi.

Bu sayede her kuşak, dört genç kızın hikayesine ucundan kıyısından bulaştı. ‘Küçük Kadınlar’ belki artık başucu kitabı değildi ama bir dönem Jo’nun peşinden giden kızlar, kadınlıklarıyla barıştıklarında Amy’yi ve Meg’i de anlamaya başladılar.  

1933 yapımı Küçük Kadınlar

Katharine Hepburn otobiyografisine, “Bu filmi yapmak harikaydı. George Cukor mükemmeldi. Bu film gençliğimdir” diye yazmıştı.

Film, eleştirmenlerce çok beğenildi, “Amerikan ruhunu başarıyla yansıtan, Hollywood’un yaptığı en iyi filmlerden biri, özellikle Katharine Hepburn’un oyunculuğu olağanüstü” yorumu yapıldı. 

George Cukor’un yönettiği filmde, Jo karakterine hayat veren Katharine Hepburn, Venedik Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Ayrıca film, Oscar’da en iyi uyarlama senaryo ödülünü kazanırken, en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerine de aday oldu.

1949 yapımı Küçük Kadınlar

Film ile roman arasında pek çok farklılık vardı. Örneğin filmde Beth, romandakinden farklı olarak kardeşlerin en küçüğüydü. Kitaptaki piknik bölümü, Amy’nin buzun kırılmasıyla nehre düşmesi bölümü gibi önemli pek çok kısım, filmde yer almıyordu.

Mervyn LeRoy’un yönetmen koltuğunda oturduğu filmde, Jo karakterini June Allyson, Amy karakterini ise Elizabeth Taylor oynamıştı. Film, Oscar’da en iyi sanat yönetimi ödülünü kazanırken, en iyi sinematografi dalında aday olmuştu.

1994 yapımı Küçük Kadınlar

Film ve oyuncular, çeşitli festivallerde pek çok ödül aldı. Film değerlendirme sitesi Rotten Tomatoes’un yayınladığı bir yorumda, “Bu film, zamansız bir hikayenin, kaçıncı kez anlatılırsa anlatılsın başarılı olabileceğini kanıtlıyor” denilerek film övüldü. 

Gillian Armstrong’un yönettiği yapımda Jo karakterine hayat veren Winona Ryder, Oscar’da en iyi kadın oyuncu dalında aday olmuştu. Ayrıca film, en iyi kostüm dizaynı ve en iyi orijinal film müziği dallarında Oscar’da aday gösterilmişti.

2019 yapımı Küçük Kadınlar

Amerika Film Enstitüsü ve Time dergisi tarafından, 2019’un en iyi 10 filminden biri seçildi. Jo rolündeki Saoirse Ronan, 77’inci Altın Küre’de, sinema filmi kategorisi drama dalında en iyi kadın oyuncu adaylığı kazandı

BBC’nin internet sitesinde kültür sayfasında yayınlanan bir yazıda, ‘filmin tüm versiyonları içinde bile bir klasik olduğu, tüm karakterlerin en iyi taraflarıyla ve çok iyi bir oyunculukla yansıtıldığı’ söylendi ve film ‘büyük bir zafer’ olarak nitelendirildi. 

Greta Gerwig’in yönettiği filmde, Jo rolünü Saoirse Ronan, Meg rolünü Emma Watson, Laurie rolünü Timothée Chalamet, Amy rolünü Florence Pugh, Beth rolünü Eliza Scanlen, Anne rolünü Laura Dern, Büyük Hala rolünü ise Meryl Streep oynuyor.

Aile bağları ekseninde feminizm, yaratıcılık, bireysellik ve bağımsızlık temalarını işleyen bu filmi izlerken yazarını da düşünün. Louisa May Alcott hiç evlenmedi. Feministti ve kölelik karşıtıydı. Hayatı boyunca 30 civarında kitap yazdı. Babasından birkaç gün sonra, 1888 yılında 55 yaşında hayata veda etti.

Aramızdan ayrılırken, bize bu unutulmaz klasiği miras bırakmıştı. Filmi izlemek isterseniz, Türkiye’de 14 Şubatta vizyona girecek.