ALTAN SANCAR
altansancar@diken.com.tr
@altansancarr
Millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Trabzon’daki mitingin ardından gazetecilerle bir araya geldi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, ‘seccade’ tartışmasına ilişkin “Kul hakkı yiyenler bu sorgulamayı yapamaz. Erdoğan kul hakkı yiyen bir insandır” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu ayrıca Ramazan Bayramı’nda millet ittifakı liderlerinin ve Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’nun deprem bölgesinde olacağını söyledi.
Trabzon’da düzenlenen mitingin ardından gazetecilerle sohbet eden Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İstanbul’daki bir iftar yemeğinin ardından kazara bastığı seccade üzerinden başlayan tartışmaları değerlendirdi.
Erdoğan’ın mitingde seccade gösterdiğinin kendisine hatırlatılması üzerineyse şu ifadeleri kullandı: “Kul hakkı yiyenler bu sorgulamayı yapamaz. Ben açık ve net söyleyeyim, Erdoğan kul hakkı yiyen bir insandır. Ben de yemeyen bir insanım. Kim dürüst? Ben o konudaki düşüncelerimi ifade ettim. Hemen paylaştım kamuoyuna. Tabii. Devleti yöneten bir insanın ahlaklı olması ve erdemli olması lazım. Eğer siz devleti kendi çıkarlarınız için kullanıyorsanız devleti devlet olmaktan çıkarırsınız. Erdoğan’ın geldiği nokta bu aslında. Eğer Trabzon’da bu kalabalık toplanıyorsa Erdoğan’a duyulan tepki yüzünden.”
Tartışmalara ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Kılıçdaroğlu, iktidarın bu durumu istismar ettiğini söyledi:
“Biz önümüze bakamayız. Hatta önümüzde koruma vardır, ‘Burada merdiven var, kaldırım var dikkat edin’ diye bizi uyarır. Böyle bir şey olduğunu ben hiç görmedim. Üstelik orada ben yalnız değilim. Eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu da oradaydı. Kalabalık bir grup vardı. Bizim partililer vardı. Onların da bizim partili olduğunu bir fotoğraf çektikten sonra öğrendim ki meğer onlar da aday adayıymış. Burada samimiyet önemlidir, istismar değil. Ben samimiyim. O istismar ediyor. Halkın da bunu anlayacak ferasete sahip olduğuna inanıyorum.”
İnce tartışması
Memleket Partsi Genel Başkanı Muharrem İnce’ye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan ve kendisiyle görüşmenin sona bırakıldığı yönündeki iddiaları cevaplayan Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:
“Bu konuda millet ittifakının görüşü belli. Oturuldu bu konuda bir karar verildi. Ben, ‘Diğer liderlerin görüşleri önemli değil istediğimi yaparım’ gibi davranamam. Ben Türkiye işçi Partisi’ne de HDP’ye de gittim. Bu hafta içinde Sarıgül’ün partisine de DSP’ye de gideceğim. Hepsine adaylığım netleştikten sonra gittim. Adaylığımı netleştiren ben değilim. Diğer partileri ziyaret etmek oturup beraber pazarlık yapalım anlamında değil. O ittifakın kendi içinde oluyor. Hiçbir partiyle kapıları kapatma lüksümüz yok. Siyasi partilerle oturulup konuşulur. Bir görüş birliğine varılır bazılarıyla varılmaz. Muharrem Bey farklı bir yerde değil ki yani. Muharrem Bey partimizde uzun yıllar çalışmış grup başkan vekilliği yapmış bir arkadaş. Dolayısıyla bizim milletvekilleri doğal olarak arkadaşlar zaten otururlar, konuşurlar. Hiçbir partiyle kapıları kapatma lüksümüz yok zaten. Öyle bir şeyimiz yok yani. ‘Kapıları kapattık. Bir daha görüşmeyeceğiz, bir daha konuşmayacağız’ diye bir şeyimiz yok yani. Siyasi partilerle oturulur, konuşulur, tartışılır ve belli sorunlar konusu, çözümü konusunda görüş birliğine bağlıdır, bazıları da görüş birliğine varılmaz. Her bir siyasi partinin kendi doğal olarak politikaları vardır. Bizim görevimiz de o politikalara saygı duymaktır.”
ABD büyükelçisiyle görüşme
ABD Büyükelçisi ile görüşmesini eleştiren Erdoğan’a yanıt veren Kılıçdaroğlu “Erdoğan’ın tepkisine ‘Allah selamet versin diyorum. Ben devletim diyor. Bütün Büyükelçiler ile bir araya geliriz. Senin muhatabın sadece benim ne demektir. Türkiye’de sadece ben varım ne demektir” dedi.
Kılıçdaroğlu ayrıca öğretmenlere yönelik de bir vaatte bulunarak “Öğretmenler beklesin bu yıl 100 bin atama yapacağız. Köy okullarını açacağız. Öğretmenler mutlu olacak” dedi.
Millet İttifakı bayramda deprem bölgesinde
Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Altı liderin sürekli aynı yerde olması çok verimli değil. Her birimiz ayrı yerde olmalıyız ki daha fazla geniş kitlelere ulaşmalıyız. Hep beraber bir yerde olursak bu doğru değil. Arzu ettiğimiz sonucu vermeyebilir. O nedenle her birimiz mesela bayramda deprem bölgesinde her bir lider ayrı bir ilde olacak. Ekrem Bey’le Mansur Bey de ayrı ayrı yerlerde olacaklar. Ben de Adıyaman’da olacağım.
Gerçeklikten kopmuş Erdoğan var
Yönetme melekelerini tümüyle yitirmiş vaziyette. Onu görüyorum. Bu son büyükelçiye ‘Senin muhatabın benim sen benimle görüşeceksin’ demek devleti bilmemek demektir. Devletin nasıl yönetildiğinden habersiz olması demektir. Bu kadar açık. Giderek kopuyor. Yani gerçeklikten kopan bir Erdoğan var.
Rehavet uyarısı
Benim alanda gördüğüm bizim açımızdan bir sorunun olmadığı ama arkadaşlarıma şunu söyledim ‘Sakın ola ki rehavete kapılmayın. Biz aldık falan filan’ diye. Sanki biz bir oy alırsak ancak kazanabiliriz. Dolayısıyla herkes mutlaka belli kişileri, kadroları belli grupları ikna etsin. Türkiye’nin içinde bulunduğu tablonun karamsarlığını yaşıyorlar. Bunun düzelmesi lazım. Düzelmesi için de bir kan değişimine ihtiyaç var.
Olası bakanların aday olmaması
Altılı masada bir ara konuşurken parlamentodan bakan almama yönünde bir karar aldık, kendi aramızda. Bunu liderler kendi yönetim kadrolarına aktardılar. Ben de aktardım. Yani bakan olmak isteyen milletvekili adayı olmayacak. Onlar oturulur, görüşülür. Tamamen irade onlara bırakıldı. Çünkü parlamentodaki dengeler kritik olabilir. Oradan milletvekili alıp bakan yaptığımız zaman sayısal olarak sıkıntıya düşebiliriz diye böyle bir karar aldık. Bunu yazılı hale getirmedik ama ilke olarak böyle bir karar aldık. O çerçevede isteyen arkadaşlar ‘Ben bakan olmak istiyorum’ diyebilirler. Bazıları ‘Ben milletvekili de olmak istemiyorum. Bakan da’ diyebilir.
Başörtülü kadınla diyalog
Şimdi bazı çevreler kadınların kazanımlarının CHP ve Millet İttifakı iktidara gelirse o kazanımların ellerinden alınacağı şekilde bir propaganda yapıyorlar. Bu gerçek değil yani böyle bir şey olmaz zaten. Onu ifade ettim. Bu konuda emin olabilirsiniz, rahat olabilirsiniz. 28 Şubat sürecinde ciddi bir sorun yaşamış anladığım kadarıyla. Ben ona 28 Şubat sürecinde sorun yaşayan ve okuldan ayrılmak zorunda olan bir aileyi, bir öğretmeni ziyaret ettiğimi, oturup onunla konuştuğumu, yapılan uygulamaların yanlış olduğunu. Gerçekten de bana anlatırken ağladı. Yani olacak şey değil yani. Helalleşmenin özünde biraz da bunun olduğunu, gücü elinde tutan otoritenin yaptığı haksızlıklar karşısında bir özür dilemesi gerektiğini kendisine söyledim, düşüncelerini paylaştım.
Trabzon mitingi değerlendirmesi
Kadınların fazla olması güzeldi. Kadın sayısı düşündüğümden fazlaydı alanda. Onların gidişattan rahatsızlık duyduklarını da hissediyorsunuz zaten. (Yoğun bir ilgi aldınız.) Doğrusunu isterseniz ben bilmiyordum. Çadırda normal bir toplantı yapacağız diye, az sayıda kişiye hitap edeceğiz diye biliyordum. Daha sonra dendi ki ‘Çadırla ilgili sorun çıktı. Meydanda yapmaya karar verdik’. İyi dedik biz de meydanda yapalım, o zaman çıkar biz de orada konuşuruz diye. Düşündüğümden daha iyi, ilgi de düşündüğümden daha fazla. Güzel bir şey bu. Halkın sorun yaşadığını gösteriyor bize. Sorun var, bu sorunu aktaracak bir yer lazım. Orası da görünüyor. Biz bunu aktarabiliriz, tepkilerimizle aktarabiliriz diye. Dolayısıyla karşılıklı düşüncelerimizin örtüştüğünü görüyoruz bir anlamda.”