Kılıçdaroğlu 'iddialı': Ne yaparsa yapsın Erdoğan 2019'da gidecek

‘Adalet Yürüyüşü’nü tamamlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2019’daki başkanlık seçimini kaybedeceğini savundu.

Fotoğraf: Reuters

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT TIR’ları davasından ceza alıp tutuklanmasının ardından Ankara’dan İstanbul’a başlatılan yürüyüş dün Kartal Dragos’ta sona erdi.

CHP, bugün Maltepe’deki sahil dolgu alanında ‘Adalet Mitingi’ düzenleyecek. Kılıçdaroğlu yürüyüş boyunca dört ayakkabı eskitti.

‘Çıtayı yükseğe koyduk’

DW Türkçe’den Aslı Işık’a konuşan CHP lideri, yürüyüşten mutlu olduğunu, düşündüğünden çok daha iyi sonuçlar verdiğini söyledi.

“Hem dünyada hem Türkiye’de bu kadar büyük yankı yapacağını düşünmemiştim. Sonuçları umarım Türkiye’de yeni bir iklimin doğmasına yol açar” diyen Kılıçdaroğlu, bu konuda iyimser olmadığını, hükümetin demokrasi kültüründen gelmediğini kaydetti.

Buna karşın yürüyüş sonrası ortaya çıkan iklimin değiştirilemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Normalde ülkeyi yönetenlerin,  insanların neden adalet için yürüdüğünü düşünmesi ve kendilerini sorgulamaları lazım. Bu sorgulamayı yaparlar mı? Yapmazlar ama bu, yürüyüş sonrası ortaya çıkan iklimi değiştirmez. Bu iklim o duvarı yıkacaktır. Önünde kimse duramaz. Bu yürüyüşün bana çok daha büyük sorumluluklar yüklediğinin farkındayım. Doğru, çıtayı çok yükseğe koyduk. 2019’a kadar zamanımız var. Bu süre içinde Türkiye’deki bütün olayları izleyeceğiz. Hükümetin aldığı bütün kararları parlamento içinde ve dışından eleştirmek, kamuoyuna duyurmak için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Her olayın kendisine özgü bir tepkisi olması lazım. Gelişen olaylara göre tepkimizi ortaya koyacağız. Yeri gelir miting yeri gelir parlamentoda sert muhalefet yapılır. Başka türlü sivil itaatsizlik örnekleriyle, gündem oluştururuz. Bunlar, gelişmelere göre, oturup karar verilmesi gereken hususlar.”

‘Bizi İstanbul’a sokmayı istemiyorlardı’

“Duvara karşı yürüyoruz” sözleri hatırlatılan Kılıçdaroğlu, hükümetin çizdiği sınırlar içerisinde muhalefet yapılmasını istediğini, kendilerinin bunu kabul etmeyeceğini ifade etti.

CHP lideri, “O sınırların dışına çıkacağız ki, duvarı yıkabilelim. Bunun farkındalar zaten. Başta bizi İstanbul’a sokmayı istemiyorlardı. Yürümemize bile engel olmak istiyorlardı. Ama gördüler ki, tablo onların düşündüğü gibi değil. On binler yürüyorsa, bu çok farklı bir şeydir. Erdoğan belki düşünmez ama umarım yakın çevresindeki insanlar oturup, bu tabloyu değerlendirirler” diye konuştu.

Yargıya talimat

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Yıl sonuna doğru ciddi anlamda mahkumiyetler gelecek” sözlerini değerlendiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Bu sözler yargıya talimatı bizzat kendisinin verdiğini gösterir. ‘Ciddi mahkumiyetler gelecek’ demek, ‘Kafamda mahkum edilecekleri yıl bellidir. Yeri ve zamanı gelince bu süreyi hakime bildireceğim, hakim de bu sürede cezayı verecektir’ demektir. Savcı değilsin, hakim de değilsin nasıl olur da böyle bir fikri ifade ediyorsun? Bu ‘Yargı benim emrimde, ben istediğimi yaparım’ demektir.”

‘2019’da gidecek’

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Ben, Erdoğan’da şunu gördüm: Devletin tüm olanaklarına rağmen, referandum sonucunda, yüzde 50’yi yakalayamadı. YSK’daki çeteyle ancak bu sonuca ulaşabildi. 2019’da kendisinin gideceğini görüyor. 2019 korkusuyla toplumu baskılıyor. Ama ne yaparsa yapsın Erdoğan 2019’da gidecektir.”

‘Suçlama doğru değil’

CHP lideri, Erdoğan’ın tutuklu Die Welt muhabiri Deniz Yücel’i ‘terörist’ ilan etmesine de karşı çıktı: “Bir gazetecinin teröristlikle suçlanması hele hele mahkum edilmeden bir siyasal kişi tarafından suçlanması asla doğru değildir. Bu, Türkiye’nin saygınlığına da gölge düşürür. Türkiye’nin bir diktatör tarafından yönetildiği algısını dünyada pekiştirir. Çünkü ceza verileceğini söylüyor, ağır ceza verileceğini söylüyor. Suçunu da söylüyor, ‘teröristtir’ diyor. Hem suçlayan, hem yargılayan makam, hem de mahkum eden aynı kişi. Bu çok tehlikeli bir şey. Suçluyor, yargılıyor, cezayı kesiyor. Sözde yargı bağımsız, bizim de buna inanmamızı istiyor. Yargının bağımsız olduğu konusunu bizim seslendirmemizi istiyor. Erdoğan kendi bağımsızlığını ilan etmiş aslında. ‘Ben Türkiye’de her şeye hakimim, kimse bana dokunamaz’ diyor. Şu anda bir dokunulmazlık zırhı içinde.”

Erdoğan’ı 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren’le kıyaslayan Kılıçdaroğlu, “Bir de şu var; her darbe kendi hukukunu yaratır. 20 Temmuz darbesi de kendi hukukunu yarattı. OHAL kararnameleri ve anayasa değişikliği ile bunu gördük. Her darbe sonrası darbeciler kendilerini ve ailelerini koruyacak hükümleri getirir. Evren bile, tüm yargıyı kontrol altına almamıştı. Hiçbir darbede bu yoktu sadece sıkıyönetim mahkemeleri vardı. Ama şimdi en küçük mahkemeden Anayasa mahkemesine kadar her şey, Erdoğan’ın kontrolünde” diye konuştu.

Yücel’in mektubu

Kılıçdaroğlu, gazeteci Deniz Yücel’in kendisine gönderdiği mektubu da paylaştı.

Yücel mektubunda, ‘Adalet Yürüyüşü’nün haksız yere hapis yatan tüm gazetecileri heyecanlandırdığını söylüyor: “Bunun için size ve sizinle yürüyen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. İnanıyorum ki, adalet cesaretle inşa edilecek. Bu bağlamda, yolun geri kalan kısmı için, hem miting, hem miting sonrası süreç için yolunuzun açık olmasını dilerim.”

CHP’den ‘Maltepe’ye ulaşım rehberi’: ‘Adalet Mitingi’ne nereden, nasıl gidilir?

‘Adalet Mitingi’ için ‘dünyanın en büyük dilekçesi’ hazırlanıyor