Kılıçdaroğlu: Gezi olayları hayatı sorgulayan gençlerin bir baskı rejimine tepkisidir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Gezi olayları okumuş, hayatı sorgulayan gençlerin bir baskı rejimine tepkileridir. Dolayısıyla gençleri yaptıkları eylemde saygıyla sevgiyle karşılamak gerekir” dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, bugün Gezi Davası’nın altıncı duruşmasının görüleceğini anımsatarak, bir grup insanın bir dönemin savcılarının hazırladığı iddianamelerle yargılandığını söyledi.

Gezi olaylarını bir baskının ortaya çıkardığı aydınlanma hareketi olarak görmek gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Çok sayıda gencimiz hayatını kaybetti. İktidarın kurduğu baskı sonucu hayatını kaybetti. Hiçbir zaman ellerine silah almadı. Kimi karanfil kimi saz aldı. Bunu bir darbe eylemi olarak nitelendirmek olacak iş değil.”

İş adamı Osman Kavala’nın 840 gündür tutuklu olduğunu belirten CHP lideri, “Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı” dedi. Bir üst mahkemenin verdiği kararı alt mahkemenin tanımadığını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararının dikkate alınmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, “AİHM’nin serbest bırakılması için kararı var. O zaman bu ülkede adalet hiyerarşisine gerek var mı? Bu ülkede adalet var mı? Bu durum Türkiye’nin itibarını zedeliyor” dedi.

Anayasa’nın, toplantı ve gösteri yürüşü düzenleme hakkına ilişkin 34’üncü maddesine atıfta bulundu

Kılıçdaroğlu, bugünkü duruşma öncesinde ‘Ben de oradaydım’ başlığı altında bir metin hazırlayarak imzaladığını belirterek metinden bazı bölümleri okudu. Anayasa’nın, “Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” diyen 34’üncü maddesine atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, “Hepimiz bu davanın adaletle sonuçlanmasını istiyoruz. Her şeye rağmen birlikte yaşamalıyız” dedi. Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinin ardından salondaki milletvekilleri onu ayakta alkışladı.

Gezi’de her görüşten insan olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, gençlerden intikam alınmaması, gençlerin kaybedilmemesi gerektiğini söyledi.

’50 bin dolarlık çantayla yoksul evine gidiyorsan kusura bakma yoksulla alay ediyorsun’

İşsizlik sorununa da değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin halkın yaşadığı ve sarayın yaşadığı Türkiye olarak ikiye ayrıldığını, bir grubun bazı şeyleri sorguladığını diğerlerinin gündeminde ise bu kesimin sorunlarının bulunmadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, çöpten, pazar atıklarından karnını doyuran binlerce insan olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Saray sosyetesi yoksulluğun ne olduğunu bilmez. Arada bir 50 bin dolarlık çantayla yoksul evlerini ziyaret ediyorlar. 50 bin dolarlık çantayla gidiyorsan kusura bakma sen yoksulla alay ediyorsun. Türkiye’nin kaynaklarıyla Manhattan’da öğrenci yurdu adı altında gökdelen yapıyorlar. Hangi öğrenci kalacak orada?”

Saray’da hayatın güllük gülistanlık olduğunu savunan CHP lideri, “Sarayda mutfak masrafı yok, elektrik faturası yok. O masrafları 82 milyon olarak biz karşılıyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu, ‘Saray’a ilişkin diğer eleştirilerine şöyle devam etti: “Saray sosyetesinde hak hukuk adalet yoktur, vergi vermek enayiliktir, icra diye bir kavram yoktur. O kadar ballı bir dünyada yaşıyor ki böyle bir şey düşünemez ama halkın düzeninde vardır. 20 milyon 500 bin icra dosyası vardır. Saray sosyetesinde vatan sevgisi yoktur. Saray sosyetesinde israf esastır. Halk için ise israf haramdır.”

Sarayların yapım ve onarımına ayrılan para 265 bin 217 asgari ücretle eşdeğer

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 13 uçağı ve sarayları olmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı 2020 bütçesini incelediğini sarayların inşa ve bakımı içn 610 milyon lira ayrıldığını söyleyerek bunun 265 bin 217 asgari ücretlinin maaşına denk olduğunun altını çizdi.

‘Adamına göre olsun diye 5 kuruşluk dava açtım’

Devleti ‘FETÖ’ye teslim eden kişinin Erdoğan olduğunu ifade ettiği açıklamasından sonra cumhurbaşkanının kendisine 500 bin liralık dava açtığını anımsatan Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: ‘Biz de dava açalım. 500 bin liralık olsun’ dediler. Ben karşı çıktım. Adamına göre dava açılmasını istedim ve ‘5 paralık açalım’ dedim. 5 para diye bir şey olmadığı için beş kuruşluk dava açtım.”