AK Parti, kendi kadrolarını iş başına getirdiği için bürokratik oligarşiyi kırdığını düşünüyorsa yanılıyor. Zira getirdiği kadrolar da oligarşik düzenin bir parçasına dönüştü maalesef (bunun detaylarını okumak isterseniz 18 Ocak 2017 tarihli yazıya bakınız).
(…)
Kurumların dönüşmesinde ilk gözetilecek şey, “benim adamım olsun” kriteri olduğu için, bugüne kadar tüm siyasi iktidarlar bürokraside maksimum verimlilik ve dünya ile rekabet kısmını kaçırmıştır. Buna AK Parti’nin son dönemini de ekleyebiliriz.
Liyakat ve ehliyet meselesi, 15 yıllık AK Parti iktidarları döneminde, bu son dönem kadar hiç gerilememişti.
İlk yıllarda hatırlıyorum, Erdoğan ve diğer yöneticiler, kurumların başına birini atarken, kılı kırık yaran bir titizlikle hareket ederlerdi. Şimdi bu hassasiyet çok azaldı maalesef.
Bu nedenledir ki, kurumlarda verimlilik, üretkenlik, rekabet şartları çok geriledi. Zira tüm kurumlar, başlarına atanan yöneticiye göre pozisyon alır, renk değiştirir ve ona göre bir performans gösterir.