Kemal Göktaş: 'Mutlak butlan' kararı yalnızca CHP içi bir mesele olarak görülemez

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği “mutlak butlan” kararı, hiç kuşku yok ki Türkiye’nin çok partili hayata geçtiği 1946’dan bu yana bir parti ile ilgili verilmiş en ağır kararlardan biri.

Peki bu karar ne anlama geliyor, hangi hukuki sorunları barındırıyor ve neden yalnızca CHP içi bir mesele olarak görülemez? 

Çok açık ki istinaf “hukuki denetim” sınırını aşarak parti içi siyasal iradenin yerine yargısal iradeyi, daha doğrusu yargısal iradeyi şekillendiren siyasi iradeyi koydu.

Karara göre, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayla göreve gelen Özgür Özel ve parti organları tedbiren görevden uzaklaştırılıyor. 

Bu, hukuken en problemli bölümlerden biri. Çünkü bir siyasi partinin genel başkanını ve yönetim organlarını mahkeme tedbiriyle görevden uzaklaştırmak, yalnızca parti içi hukuk meselesi değildir; doğrudan siyasal temsil ve demokratik çoğulculuk meselesidir.

Ana muhalefet partisinin yönetimi, delege iradesine ilişkin tartışmalı iddialar üzerinden yargı kararıyla değiştiriliyorsa, burada “parti içi demokrasi korunuyor” denemez. Aksine parti içi demokrasinin yerine mahkeme eliyle vesayet kurulmuş olur.

Karar, yalnızca CHP içi bir kurultay davası olarak değil, Türkiye’de yargının siyasete müdahalesinin en ağır örneklerinden biri olmuştur. Bu, seçimli demokrasiden “göstermelik” seçimli demokrasiye, Putin’in Rusya’sına dönüşmemiz anlamına geliyor.

Kemal Göktaş’ın yazısı