Erdoğan’ın akademisyenleri hedef göstermesi ve bunun bazı üniversitelerde talimat addedilmesi, Türkiye’de fikir özgürlüğünün geldiği dip noktayı bizlere gösteriyor.
Kriminal uzmanlar, cinsel taciz ile gaspı birleştirip, sosyal medya örgütlenmesiyle hazırlandığı tahmin edilen bu olaylar için 'Yeni bir suç biçimi' tanımından bahsediyor.
Malezya ve Türkiye örnekleri birbirine paralel ve benzer örnekler. Ama ilginç bir durum daha var: Malezya devlet fonunun Türkiye`de iktidar çevrelerine yakın şirketlere yaptığı yatırımlar da mevcut!
Eğer olursa, Murat Çetinkaya’nın Merkez Bankası başkanlığını şu şekilde okumamız gerekiyor: Erdoğan 'Para politikasını da artık ben yönetiyorum' diyor.
Seçim öncesi AKP bol keseden saçtı ve büyüdük. Bu iş sınavdan kalmadık diye sevinmeye benziyor. Kriz yok diye kutlama yapıyoruz ama hala şu büyüme oranlarıyla dünyanın gerisinde kaldığımızı görmüyoruz.
Teknik olarak, 64. Hükümet Programı eğitim açısından artıları eksiklerinden fazla olan bir belge. Ancak 2012’den bu yana eğitimin kötüye gidişini ve bunun arkasındaki siyasi manevraları unutmak mümkün değil.
Dünyaca ünlü ekonomi profesörü Nouriel Roubini, son yazısında, mültecilerin desteklenmesi, çöken devletlerin yeniden yapılanabilmesi ve milyonlarca Müslüman ve Afrikalıya ekonomik fırsatlar tanınaması durumunda kaos, hatta 'Üçüncü Dünya Savaşı' çıkabileceğini savundu.
Türkiye-Rusya ilişkileri kısa vadede eskisi gibi olmayacak. Ve görünen o ki asıl hesaplaşma Suriye’de gerçekleşecek. Umarız akl-ı selim kazanır. Eğer kaldıysa….