'Kardeşlik' bu kadar yükü kaldıramaz
'

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

Bir kelimeye de bu kadar yüklenilmez ki. En son Selahattin Demirtaş da katıldı katara; uzun, derin ve kanlı bir tarihi olan Kürt sorununu ‘kardeşlik’ çözsün istiyorlar. ‘Kardeşlik’i işe ilk koşan Devlet Bahçeli’ydi, Ekim 2024’ten beri de kırbaçlayıp duruyor. Tabii Recep Erdoğan da atladı üstüne ‘kardeşlik’in, o da kırbaçlıyor.

Demirtaş da geçen gün ‘süreç’i değerlendirdiği yazısında kamçılıyor ‘kardeşlik’i:

“Bir otobüs dolusu genç Edirne’den, bir otobüs genç de Hakkari’den yola çıksaydı, Anıtkabir’de buluşup Türkçe ve Kürtçe bir kardeşlik bildirisi okusalar, bildiriyi Anıtkabir defterine de yazsalardı.”

Başka önerileri de var: “Çanakkale şehitliğinde Kürtçe ve Türkçe okunacak kardeşlik bildirisi”, “Bursa Ulu Cami ve Diyarbakır Ulu Cami’de aynı anda okunacak Kürtçe ve Türkçe kardeşlik hutbesi”

Bu yeni ‘süreç’ ya da ‘kardeşlik’ atılımı Demirtaş’a hiçbir bakımdan yaramamış görünüyor. Kardeşliğin de, çözüm iradesinin de ilk gereklerinden biri Demirtaş’ın salıverilmesiydi, bu bakımdan yaramadı. Demirtaş’ın zekası, yaratıcılığı ve dili de bu girişimle esir düştü: Bahçeli’ye övgüler düzme şaklabanlığına katıldı, şimdi de kardeşlik rodeosu.

Bu kadar kardeşlik konuşulunca aklıma Zülfü Livaneli’nin “Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar” türküsü geldi. Demek ki kardeşlik yetmeyebiliyor.

Sonra TDK’ye baktım, hiç bilmediğim atasözleri var, deyimler var:

“Ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın”: İnsanın kendi yararı herşeyden önemlidir, demekmiş.

“Kardeş kardeşin ne öldüğünü ister, ne onduğunu: İnsan kardeşine zarar gelmesini istemez ama kendinden üstün duruma gelmesini de çekemezmiş.

Tarihimizde daha kötüsü var: kardeş katli. İktidar için… (Şanlı tarih yoktur, hepsi kanlıdır.)

Demek ki, kardeşliğe yaslanıp kardeşçe olmayan şeyler de yapılabiliyor. Zaten kardeşine haksızlık edenden geçilmiyor ki ülkede. Toprak sorunlarını düşünün, neredeyse her ailede vardır, kardeşler arasında çözülmemiştir, çünkü hükümran olan, avantajlı olan, eline fırsat geçiren kardeşine haksızlık etmekten geri durmamıştır. Kardeşler arasında çözülemeyince sonraki kuşaklara aktarıla aktarıla o anlaşmazlık düğüm haline gelmiştir.

Yani karındaş olan kardeşlerin, mecazi anlamda değil, gerçek anlamda kardeş olan kişilerin ilişkileri hukukla belirlenmediğinde içinden çıkılamaz sorunlar oluşur, ilişki zehirlenirken, Kürt sorunu gibi derin bir sosyolojik, siyasi sorun ‘kardeşlik’le nasıl çözülebilir?

Bir ‘Yenikapı Ruhu’ çıkmıştı, şimdi de ‘Kardeşlik Ruhu’ dolanıp duruyor Türkiye’nin üzerinde. İkisi de iktidarın üflediği ruhtur ve aslında ikisi de kapıkulu ruhudur, onu talep eder. Bu ruh öyle hükümran hale geldi ki, düşünceyi, siyaseti, müzakereyi boğdu (Recep Erdoğan’ın danışmanı Mehmet Uçum müzakere olmayacağını birkaç kere üstüne basa basa yazdı zaten), saçmasapan bir ‘samimiyet buhranı’ yarattı. Demirtaş da bu buhrana kapılmış, “… kardeşliğin hukuku, yasaları önce yüreklerde yapılmalı…” diyor.

Hayır. Hukuk mücadeleyle yapılır, yazılır. Yoksa ‘küçük kardeş’ hukukuna tabi olursun. Seçim sonuçları zevkine göre çıkmayınca Kuzey Kıbrıs’ı 82. vilayet yapmak isteyen Devlet Bahçeli’nin kardeşlikten ne anladığı ortada, Kürtlere neyi reva göreceği de.

Neyse, ne diyorduk? ‘Kardeşlik’e aşırı abanıyorlar, kelime ezildi, çirkinleşti, içi boşaldı… Bütün kelimeler böyledir, aşırı kullanım kötüye kullanım demektir, mutlaka bir amaca hizmet etmesi hedefleniyordur.

İşte ‘kardeşlik’i de devletin bahşedeceği şeyin kayıtsız şartsız kabul edilmesi için kullanıyorlar. Dikkat etmişsinizdir, iktidar kanadı bir de boyuna “Terörsüz Türkiye” diyor, ağızdan neredeyse başka kelime çıkmıyor. Konuşmalarında tek tük ‘demokrasi’, ‘demokratik’ kelimeleri geçiyor. Recep Erdoğan “Terörsüz türkiye hedefine kararlılıkla yürüyoruz” diyor.

Meclis’te kurdukları komisyonun adı ne maceralar geçirdi, oradan belli. “Terörsüz Türkiye için  Kardeşlik ve Dayanışma Komisyonu” olacaktı ki, muhalefe itiraz etti. Sonunda şuna ulaşıldı: “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu.” (‘Milli Dayanışma’ da bizim dediklerimize uyun, demenin devletçesidir.)

DEM Parti ve Abdullah Öcalan da “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” diye adlandırıyor olacak gibi olan ama bir türlü bitmeyeni, “entegrasyon hukuku” istiyor. İki tarafın seçtiği kelimeler gösteriyor ki, aslında bir konuşma yok ortada, diyalog yok. Ayrı hatlardan birbirleriyle konuşuyorlar!

Saray için sorunun demokrasi, barış, hukuk olmadığı ortada, çünkü zaten bir cennette yaşıyoruz, bakın Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan manzarayı şöyle betimliyor:

“Bugün barış denince, huzur denince, istikrar denince akla ilk Türkiye geliyor. Şefkat ve merhamet denince, adalet denince zihinlerde ilk bu aziz millet canlanıyor.”

Kardeşlik bu kadar yükü kaldıramaz, kardeşlik samimiyetsizliği kaldıramaz, kardeşlik gaddarlığı kaldıramaz, sözlüğü açar, bir deyim parıldamaktadır: “Atma Recep, din kardeşiyiz.”

Yeni ‘Kardeşlik Rejimi’nin, ‘Kardeşlik Ruhu’nun bu deyimi sözlüklerden kazımasını bekliyorum.

Oyun

Kurallar ve puanlama

* Kelimeler en az 4 harfli olmalı
* Aynı harf bir kereden fazla kullanılabilir
* Özel ad yok, mastar yok

Toplam 12 kelime bulacaksın.

4 harfli kelime = 2 puan
5 harfli kelime = 4 puan
6 harfli kelime = 6 puan
7 harfli kelime = 12 puan
Ortadaki harfe 5 puan hediye

İlave her harf 3 puan

7 harfin tümünü kullanırsan 7 puan da hediye.