Kadri Gürsel: Siyasi irade maksadına nail olabilir ama Türkiye asla bir hukuk devleti ve demokrasi olamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Hukuk devletini ve hukukun üstünlüğü ilkelerini kafasına takmayan bir siyasi iradenin içeri tıktığı muarızını önce halkın vicdanında mahkum ettirmeyi başarması, yargıdan da istediği sonucu almasını o nispette kolaylaştırır.

Siyasi irade sadece sandıktan çıkan meşruiyeti önemsiyorsa, o sandığa oy atacak olanların kanaatinde mahkum ettirilmiş sanıkların hukuka uygun ve adil yargılanması gereğini önemsemez.

Konjonktür müsaitse siyasi irade maksadına bu şekilde belki nail olabilir ama Türkiye asla bir hukuk devleti ve demokrasi olamaz.

Ergenekon ve Balyoz’da olduğu gibi, tasarlanan “paralel yapı” davalarına da bu açılardan bakınca bir gerçeklik denetimi yapma lüzumu doğuyor.

Bu gerekli, çünkü Cemaat’in yayın ve kampanyalarından, AKP iktidarında yargıda hukuksuzluk sanki ilk kez 22 Temmuz operasyonu zanlılarına yapılmış gibi yanlış bir izlenim ediniliyor.

Çökmüş Ergenekon ve Balyoz davaları ile henüz başında olduğumuz 22 Temmuz sürecinin algoritmalarını mukayese ettiğimizde büyük benzerlikler göze çarpıyor.

İki dönemde de hedeftekilere karşı önce şeytanileştirme kampanyaları uygulandı. Ergenekon ve Balyoz’da araçsallaşmış siyasi yargı süreci, özel yetkili mahkemeler eliyle ve AKP iktidarının desteğiyle yürütüldü.

Kadri Gürsel’in yazısı