‘Kabataş yalanı’nın yayılmasının önde gelen sorumlularından biri olarak tanınan gazeteci Elif Çakır, Gezi Parkı eylemleri ve 17-25 Aralık sürecinde ‘sonsuz destek’ verdiği AKP’nin son dönemdeki ‘icraat’larından sitem edip, iktidarın kendilerine vaat ettiği geleceğin bu olmadığını yazdı.

‘İpi çekilen’ Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakınlığı konuşulan Karar gazetesindeki köşesinde Cumhuriyet’in tek partili dönemden çok partili döneme geçiş sürecine değinen Çakır, kurulan ilk ikinci parti Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın (SCF) kapatılmasını hatırlattı.
SCF’nin Mustafa Kemal Atatürk’ün yönlendirmeleriyle baskı altına alınarak kapatıldığını yazan Çakır, “Fethi Okyar ve arkadaşları İzmir’e doğru yola çıkarlar. Mustafa Kemal Paşa da İzmir valisine bir telgraf çeker: ‘Fethi Bey İzmir’e gelecek, halk Fethi Bey’e karşı tepki gösterebilir, fena muamelede bulunabilir, emniyeti için tedbir alınsın.’ İzmir Emniyeti tedbirin en mükemmelini alır ve Okyar’a ‘güvenlik nedeniyle’ programı iptal ettiklerini bildirirler! Güvenlik! Tedbir! Okyar buna inanmak istemez ancak yine de konuşmayı önce ertesi güne erteler, sonra 7 Eylül’e… Sonrasında da zaten çiçeği burnunda SCF’yi kapatırlar” deyip, o dönemle son dönemde yaşananların birbirlerine benzediğini söyledi.
Tek parti dönemi gibiymiş
Çakır, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la yaşadığı ‘çözüm süreci’ tartışmasından sonra topa tutulan AKP’nin kurucularından Bülent Arınç’ın Turgut Özal Üniversitesi’ndeki konuşmasının da Ankara Emniyet Müdürlüğü’nce ‘güvenlik nedeniyle’ iptal edildiğini vurgulayıp, şöyle devam etti: “Yargı eliyle engellenmeye çalışılan MHP kongresinde devreye Ankara Valiliği’nin girerek ‘kongre yapılmayacak’ açıklaması yapması… Özetle… Son dönemde, muhalefete, eleştiriye hiçbir tahammülü olmayan ‘tek parti’ dönemini anımsatan olayların bugün yaşanıyor olması… Beni geçmişe ‘tek parti’ dönemine götürdü.”
‘Bize böyle vaad edilmedi’
Çakır, şu zamana kadar ‘duymadığı’ hayalkırıklığını bu olaylarla yaşadığının sinyalini vererek, AKP’nin ‘fabrika ayarlarına dönmesi’ temennisiyle yazısını şöyle noktaladı: “Bizim bildiğimiz, tanıdığımız, oy verdiğimiz, aynı zamanda statükocu, ceberrut devlet anlayışının mağduriyetini yaşayan kadrolardan AK Parti’nin vaadi bu değildi. Erdoğan ve arkadaşları, bize böylesi bir Türkiye vaad etmemişlerdi. İnşallah AK Parti, içine sürüklendiği bu durumun ve yanlışlarının farkına varır ve zaman kaybetmeden fabrika ayarlarına döner.”