Joost Lagendijk: Erdoğan'ın üçüncü dönemine başladık, bu dönemde Erdoğan kendi reformlarından çark ediyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye tarihine Recep Tayyip Erdoğan’ın etkileyici yükselişi ve düşüşü olarak geçeceği belli olan hikâyenin üçüncü bölümüne başladık gibi görünüyor.

İlk bölüm, yani 1. Erdoğan dönemi, 2003 başından 2010 sonuna dek, yaklaşık yedi yıl sürdü. Bu döneme reformlar damgasını vurdu; ölçek ve zamanlama açısından dengesiz olsa da Türkiye, bu reformlarla daha demokratik bir ülke haline geldi.

Hikâyenin baş kahramanının bizzat ifade ettiği hedef itibarıyla Türkiye’yi “birinci sınıf demokrasi” yapmak için çok daha fazla mesai harcamak gerekiyordu, fakat karşıtları bile 1. Erdoğan döneminde Türkiye’de birçok şeyin iyi yönde değiştiğini kabul etmek zorunda kaldı.

Müteakip yıllarda, bilhassa Erdoğan’ın 2011 seçimlerinde kazandığı muazzam başarının ardından, 2. döneminde Başbakan’ın herhangi bir ciddi reforma kalkışmadan statükoyu pekiştirmeye çalışarak, ülke ve devlet üzerindeki hakimiyetini ferahfeza kullandığına tanık olduk.

Bu yılın başından itibaren ise bir başka aşamaya geçtik: Erdoğan, bizzat gerçekleştirdiği en önemli reformların bazılarından acilen çark etmek gerektiğine hükmetti, zira ülkeyi neredeyse bütünüyle kontrolüne alma hedefinin karşısında birer engel haline gelmişlerdi.

HSYK ve Anayasa Mahkemesi örnekleri şunu açıkça gösteriyor: 3. Erdoğan döneminde bütün kurumlar, kısa süre önce reformdan geçirilse bile, Başbakan için kullanışlı olup olmadıkları ve Yeni Türkiye planlarının önünde engel teşkil edip etmediklerine göre değerlendirilecek.

Joost Lagendijk’ın yazısı