İstanbul'daki içki yasağı: 'AYM'nin bu düzenlemeyi iptal etmesi gerekir'

CANAN COŞKUN

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Hukukçu Kerem Altıparmak, İstanbul Valiliği’nin kentteki park, piknik yeri, plaj ve sahilde içki yasağının muğlak, ölçülülük ve yasallık ilkesine aykırı olduğunu, temel hak ve özgürlükleri engellediğini söyledi.

Altıparmak’a göre, bu düzenlemeyle kamu düzeninin bozulmadığı bir durumda içki tüketilmesi de kamu düzenine aykırı hale geliyor. 

Fotoğraf: Unsplash

Valiliğin iki gün önceki kararına göre İstanbul’da park, piknik yeri, plaj ve sahilde içki içmek yasaklandı.

Kararda, emniyet/jandarma ve zabıta birimlerinin ‘etkin şekilde’ denetim yapması, ‘halkın huzur ve güvenliğini bozacak olaylara meydan verilmemesi’ ve hükümlere uymayan kişiler ve işletmeler hakkında yasal işlem başlatması tebliğ edilmişti.

Valilik tepkilerin ardından yayınladığı açıklamada kararın ‘yeni olmadığını, ilgili kurumlara yükümlülüklerin hatırlatıldığını’ savunmuştu.

İstanbul Valisi Davut Gül de resmi açıklamaya paralel olarak yeni yasak getirmediklerini, mevcut yasaları hatırlattıklarını söylemişti.

Vali ayrıca, kadınların da İstanbul’da ‘korkmadan gece geç saatlerde dahi park ve sahillerde rahatsız edilmeden vakit geçirmesinin hakkı olduğunu’ söyledi. ‘Genelgeyle buna da dikkat çekmek istediklerini’ savunmuştu.

Muhalefetin cılız bir tepki gösterdiği düzenleme sosyal medyada geniş yankı buldu. Hukukçu Kerem Altıparmak, Valiliğin düzenlemesiyle ilgili Diken’e konuştu.

‘Bu kural vatandaşa mı, kolluğa mı?’

Genelgede 22.00 – 06.00 saatleri arasında içki satılamayacağı ve aynı zamanda 18 yaşını doldurmamış kişilere de satılamayacağı yazıyor.

Altıparmak’ın aktardığına göre bu durum zaten yasada düzenlenmiş. Bunların ‘hatırlatılmasının‘ aslında yasanın uygulanmasından ibaret olduğunu aktaran Altıparmak, şunu söylüyor:

Sonrasındaki ifadede ‘alkol satışı ve tüketilmesi ruhsatı bulunan işletmelerin dışında park, piknik, mesire alanı, sahil bandı, plaj ve bu gibi alanlarda çevrenin rahatsız edilmemesi, olumsuz görüntülerin oluşmasına mahal vermemek amacıyla alkol satışı ve tüketilmesinin önlenmesi’ diyor. Burada dikkat edilmesi gereken iki konu var. Birincisi, oraya gidip bir buzdolabında alkol satışı yapan kişinin durumu. Onun yasaya aykırı olduğu iddia edilebilir, ama genelgede sadece satışının değil, tüketilmesinin de önlenmesinden bahsediliyor.

Burada kolluk güçlerine bir hatırlatma var ‘Kuralları uygulayın’ diye, ama araya bir kural eklenmiş, ‘Tüketimi de engelleyin’ diye. Bu da vatandaş açısından doğrudan sonuç doğuyor. Bunun dayanağının ne olduğu ise belli değil. Her ne kadar metnin içinde Kabahatlar Kanunu’nun 32’inci maddesinden bahsediyorsa da bu kuralın nasıl uygulanacağı açık değil. Yasa maddesinin hangi durumda, nasıl ihlal edileceğiyle ilgili bir emir vermiyor çünkü. Bu kural vatandaşa mı, kolluğa mı yönelik? Bu kısım son derece muğlak.”

‘Yeni suç tipi’

Altırparmak, bir kişinin içki içip içmemesinin veya nerede içeceğinin özel hayatın korunmasıyla ilgil bir hak olduğunu hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor:

Kabahatlar Kanunu’nda açıkça kabahat olarak düzenlenen şey ‘sarhoşluk’. Yasanın 35’inci maddesinde, açıkça tarif ettiği bir sarhoşluk hali var, ancak tanımlanmış ve sınırları belli olan bu durumu aşan yeni bir suç tipi var genelgede. Bir kişi zaten sarhoşluğu nedeniyle kamu düzenini bozuyorsa o bir kabahat olarak düzenlenmiş, ama genelge bu seviyeye gelmeyenleri de genel emre aykırı davranmaları sebebiyle müdahale edilmesi sonucunu ortaya çıkarıyor. Kamu düzenini bozan bir davranış yokken Kabahatlar Kanunu’nun 32’nci maddesine başvurmak imkanı da doğmaz.”

‘İçkitüketimi de aykırı hale geliyor’

Altıparmak’ın aktarımına göre, alkol alan biri, başkalarını rahatsız ederse kamu düzeni bozulmuş sayılıyor. Bunun da zaten Kabahatlar Kanunu’nun 35’inci maddesinde ‘kabahat‘ olarak düzenlediğini belirten Altıparmak, şunları söylüyor:

“İddia edildiği gibi bir kişi alkol aldıktan sonra sarkıntılık yapıyorsa, fiziksel veya sözlü bir şiddete başvuruyorsa bu bir kabahat olarak düzenlenmiş. Bunun hatırlatılmasına da gerek yok, zaten kolluğun görevi bunu uygulamak. ‘Genel emre dayanarak bunu yapıyorum’ denildiğinde artık kamu düzenini bozmayan bir durumda salt alkolün tüketilmesinin kendisi kamu düzenine aykırı hale geliyor. Bu hiçbir şekilde alkol tüketilmemesini ve hatta alkol tüketenin dışarı çıkmamasını da gerektirir. Bu durum kabahat haline getiriliyorsa yasada özel olarak sarhoşluğu saymanın bir anlamı da kalmıyor.”

Düzenlemeyle ilgili kamuoyundan tepki yükselince valilik, yeni bir düzenleme olmadığını, hatırlatma olduğunu söylemişti. Altıparmak, hatırlatmanın da hukuka uygun olması gerektiğini belirterek şunları söylüyor:

“Bu şekilde bir hatırlatmayla hiçbir şekilde kamu düzenini bozmayan, başkalarını rahatsız etmeyen ama salt alkol tüketenler hedef alınıyor. Bu da yasada düzenlenmeyen bir şeyi idari bir kararla yapmak anlamına gelir.”

‘Emir yetkisi keyfi olamaz’

Altıparmak’ın aktarımına göre ‘yasallık’ ilkesi idarenin ancak yasada gösterilen sınırlar içerisinde hareket etmesini mümkün kılıyor:

Yasalarda hiç olmayan bir şeyi ‘Ben kamu düzenini genel olarak düzenleyeceğim’ diye yapamazsınız. Öyle olursa ‘Eteklerin de boyu şu şekilde olacak, çünkü görüntüsü rahatsız ediyor’ noktasına geliriz. Genel emir çıkarma yetkisi, keyfi ve sınırsız olamaz.”

‘Hangi zorunlu ihtiyacı karşılayacak’

Genelgeye dayanak olan Kabahatlar Kanunu’nun 32’nci maddesinde ‘kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun olarak verilen emirlere aykırı hareket eden kişi’ şeklinde bir sınır konuyor. Altıparmak’a göre, hiçbir yasal dayanağı olmayan bir şeyle ilgili genel bir emir verilemez. Bu müdahalenin ‘Temel hak ve özgürlükler ancak yasayla sınırlandırılabilir’ kuralına aykırı olacağının altını çizen Altıparmak, böyle bir müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli de olması gerektiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Diyelim ki ‘Bundan sonra ev dışında alkol tüketimi yasak’ diye bir yasa çıksa bu durum hayat tarzıyla ilgili olduğu için özel hayatla da bağlantılıdır. Öyle olması sebebiyle böyle bir yasanın Anayasa’ya uygun olması için Anayasa’nın 13’üncü maddesinde gösterilen kurala aykırı olmaması gerekir. Yani, ‘Böyle bir sınırlandırma, demokratik toplum düzeninde zorunlu mu, ölçülü mü, hakkın özüne dokunuyor mu’ sorularına cevap vermek gerekir. Bu soruları sorduğumuz zaman da demokratik toplum düzeninde zorunluluğun neyi gerektirdiğini de sormamız gerekir. Hangi zorunluluk? Valilik yazısında öngörülen durumun ne ölçülülük ilkesine uygun, ne de demokratik toplum düzeninde bunun zorunlu bir önlem olduğu söylenebilir. Gerçekten de içkiyi yasaklayarak demokratik toplum düzenindeki hangi zorunlu ihtiyacı karşılayacaksınız? Birkaç kişi içki içip olay çıkardı diye milyonlarca insanın içki içmesini engellemek ölçülü sayılabilir mi?”

Altıparmak’a göre, ‘alınmak istenen önlemle ulaşılmak istenen sonuç arasında hem illiyet bağı yok, hem de alınması planlanan önlem ölçüsüz.’ Altıparmak, bu nedenle böyle bir düzenlemeyi ne Valiliğin yapabileceğini, ne de yasayla yapılabileceğini söylüyor. İçkinin bu şekilde değil genelgeyle yasayla da engellenemeyeceğini aktaran Altıparmak, böyle bir düzenlemenin yasayla yapılsa Anayasa’ya aykırı olacağını ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmesi gerektiğini söylüyor ve “Yasayla yapılamayan şeyi içeriği anlaşılmayan bir düzenleme ile Valilik yapmaya çalışıyor” diyor.

Valiye göre içki yasağının gerekçelerinden biri ‘kadınların huzuru’ymuş

İstanbul’da park, piknik, plaj ve sahilde içki içmek yasaklandı