İstanbul'da 'Dumanlı' gece

EMRE ZOR

@zor_emre01

İstanbul bu gece ‘dumanlı’. Önümü görmek, insanları seçmek zor. Eğimli bir yolda, derinden derinden gelen bir sesin izindeyim: ‘‘Elleri havada/ Kufi kafada/Şeker ezer aynada/Aynı ayran gibi temiz, kafası leziz.’’ 

Solist Kaan Tangöze. Fotoğraf: Ege Güven

Dumanların içinden kalabalık bir grubun sesi yükseliyor. 5 bin kişi? 6 bin?

Dumanla kaplı sahnede neon ışıklar yarışıyor. Hiçbir şey göremiyorum, sadece ses, bir de dumanların boyunu aşan eller, havada. 

Nerdeyim ben?

Köfte-sosis-patates kokuları… Elimdeyse nereden geldiğini bilmediğim bir sarı sıvı, otuz iki dişe keman çaldırır.

İçimden soruyorum:

‘‘N’oluyor burada, ne bu duman?’’

Biri duymuş olmalı:

‘‘Son 11 yılda yapılmış en iyi şarkı bu dumandan yükseldi’’ diyor bana.

Onur (34) haksız olamaz, bu ses tonu yanıltmaz, yanıltamaz. 

Omuzlar çarpışıyor, özürler yağdırıyorum, müziğe yaklaşacağım.

Duman bulutunun üzerine kafasını çıkarmış bir çocuk, babasının omuzlarında, kafasıyla ritim tutuyor. Tuhaf bir gece.

Bilgisayar ışığının önünde bir çakmak çakıldı, gazı yok, gittim yaktım dumanda raks eden sigarayı. 

‘‘N’oluyor burada, kim bu sahnedeki?’’

‘‘Duman. 11 yıl sonra yeni albüm çıkıyor. Dağ başına çekilip 16 yeni şarkı yapmış, ikisini burada söylüyor.’’

Sahneye baktım, gerçekten de duman var sahnede. 

‘‘Siz dinlediniz mi?

Güldü. Komik bir şey mi söyledim acaba? 

‘‘Beş gün önce çıktı, duymadın mı Kufi’yi? Herkes ezberlemiş bile.’’

Alandaki duman bir heyecan burgacına dönüşüp geceye yükseldi, sis dağıldı, sokaklara karıştı. İnsan yüzlerini seçebiliyorum artık. Kimseyi tanımıyorum, ama aynı zamanda herkesi tanıyor gibiyim. Çünkü bazen aynı yeri ve zamanı paylaşmak, insanları tanımama yetiyor.

Kalabalığın isteği üzerine sahneye avdet eden adam Kaan Tangöze’ydi: ‘‘Bir şey mi dediniz arkadaşlar?’’

Fotoğraf: Diken

Kalabalık hep bir ağızdan:

‘‘Kufiii.’’

‘‘Bir dahaaa… Bir dahaaa…’’

‘‘Kufiii.’’

İkinci biramı alırken Fırat (29) adındaki barmenden öğrendim; ‘takke’ demekmiş kufi.

Etrafımda dalga dalga insanlar, yüzleri gülüyor, elleri havada. Beş gün önce çıkmış, şimdiden milyonlarca dinlenmiş şarkıyı haykırıyor, ezbere. Yaklaşık 5 bin kişilik kalabalık, kültürel hegemonyanın tatlı havasından bir nefes çekiyor:

‘‘Elleri havada/Kufi kafada/Şekеr ezer aynada/Aynı ayran gibi temiz, kafası lеziz.’’

Yanımdaki çift bakışıyor ve sözleri tamamlıyor: ‘‘Yürüyo’lar saraya, saraya.’’

Fotoğraf: Diken

Bildik duygular

Bildik duyguları tekrar tekrar hissetmenin yorgunluğu yüzlerine yansıyordu insanların, umut etmenin yorgunluğu ve tedirginliğiyle boğuşanların. 

Etkinlik alanı boşalıyordu. Kapıda çocuklarını bekleyen veliler, köfteciler, ‘‘Buzzz gibi su’’ satanlar, trafiğe karışmayı bekleyen ve saatlerce taksi arayacak insan grubu…

Tek tük insan kaldı KüçükÇiftlik Park’ta, sesi kısılanlar ordusu. Birini yakaladım, adı Eylem (50), ‘kufi’yi sordum: ‘‘Herkes ezberlemiş, epey sarıcı bir şarkı’’ dedi. Sahneye geri dönerek ‘kufi’yi ikinci defa söyleyen Tangöze, şarkıyı yumuşak bir gülümsemeyle yorumladı: ‘‘Zaten herkes, ‘Sahneye çıkmayan Tayyipçi olsun’ diye bağırıyordu.’’

Giriş kapısında sohbete dalmış Burçin (37) ve Tuğba (31), sorumu bitirmeme izin vermeden ‘‘Harika! Harika olmuş!’’ diye bağırdı.

Fotoğraf: Ege Güven

Çölde vaha

Türkiye’de, yaşadıkları ortamdan habersiz gibi ‘‘Cinsellik, para ve aşk’’  üçgeninde rap müzik yapan ‘isyankar’ tayfanın yarattığı çölde…

Bu çölde, seslerini arayan insanların vahası, son nefesi Duman grubu.

Popüler erkek dergisi GQ (Gentlemen’s Quarterly) Türkiye, zamansızlık ödülleri yerine ‘mekansızlık ödülleri’ vermeli, juriye epey iş düşecek olsa da…

Gecenin sonunda yaşlıca bir adama yaklaştım, bana komik bir anekdot hediye edeceğinden habersizce. Önce sorularımı uzun uzun yanıtladı, sonra şüpheciliği tuttu, yazı hazırladığıma inanmayarak, ‘‘Hani nerde kartın, bir yazı, bir ibare’’ dedi ve konserin de etkisiyle ekledi: ‘‘Taş…k mı geçiyorsun oğlum.’’