İstanbul Sözleşmesi eylemine katılan İranlı mültecilerin sınır dışı kararına itirazı reddedildi

İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini protesto eylemine katıldıkları için Denizli Valiliği tarafından haklarında sınır dışı kararı verilen İranlı mültecilerin itirazları Denizli İdare Mahkemesi’nce reddedildi.

Fotoğraf: Esmail Fattahi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 20 Mart’ta Resmi Gazete’de yayınlanan kararıyla Türkiye, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadeleye ilişkin standartlar getiren ilk belge niteliğindeki İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmıştı.

Aynı gün Denizli’de Çınar Meydanı’nda İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin basın açıklamasına katılan Leyli Faraji, Zeynep Sahafi, Esmail Fattahi ve eyleme katılmayan Muhammed Porakbari Kermani ‘basın açıklamasına katılma‘ ve ‘pankart tutma’dan gözaltına alınmıştı. ‘Jet hızıyla’ altı ay idari gözetim ve sınırdışı kararı verilen mülteciler karara itiraz etmişti.

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’ün haberine göre Denizli İdare Mahkemesi ise eyleme katılan mültecilerin itirazlarını oy birliğiyle reddetti.

‘Uluslararası koruma başvurum bulunuyor’

Euronews’e konuşan Esmail Fattahi katıldıkları eylemin sonuçlarının ‘ağır’ olduğunu söyledi.

Aydın Geri Gönderme Merkezi’nde yaşadıkları baskı ve zorlamaların ardından her bir arkadaşının farklı illere sürgün edildiğini anlatan İranlı mülteci Fattahi, Türkiye kanunlarının kendilerine verdikleri hakkı kullandıklarını ifade etti.

Fattahi, şu ifadeleri kullandı: “Ben siyasi bir mülteciyim.Kendi ülkemde insan hakları konusunda yürüttüğüm faaliyetler nedeniyle defalarca gözaltına alındım ve işkencelere maruz kaldım. İran’daki baskı ve rejim karşıtı faaliyetlerim nedeniyle Türkiye’ye geldiğimde iltica başvurusunda bulundum. Dört yıl cezaevinde kalınca mecburen iltica etmekten başka şansım kalmadı. Şartlı mülteci statüsünü kazandım. Yani Uluslararası Koruma başvurularım kabul edildi. Hatta benim 2016 yılından beri korumam var.

Türkiye’de de kendi düşüncelerime ve faaliyetlerime devam ettim. Mülteci, işçi ve kadın hakları konusunda da Türkiye’de de faaliyet yürüttüm. İstanbul Sözleşmesi’nden de çıkılınca diğer arkadaşlarımla eyleme katıldım. Bizi 5 Nisan’da gözaltına aldılar. Sonra sınır dışı kararı verildi. Geri gönderme merkezinde gönüllü geri gönderme belgelerini imzalatmak istediler. Orada da durum kötüydü. Psikolojik baskı vardı. Ama kamuoyu baskısı bizim serbest kalmamıza neden oldu. Şimdi her an sınır dışı edilebiliriz. Bu büyük bir endişe bizim için.”

‘Kadın hakları sınırlara sığan bir sorun değil’

Daha önce İran’a gönderilen siyasi mültecilerin cezalandırdığına dikkat çeken Fattahi, “Kendi ülkeme gönderilmem, işkencelere ve baskılara maruz kalmam demektir. Gönderilenler arasında idam cezası alanlar bile var” dedi.

İranlı mülteci şöyle devam etit: “Biz izinli bir eyleme katıldık. Kadın hakları sınırlara sığan bir sorun değil, aynı sorunlar İran’da da var. Biz anayasal hakkımızı kullandık. Ve görüyoruz ki Türkiye’de de kadın ve trans cinayetleri var. Homofobi var. Biz kendi düşündüklerimiz üzerinden bu eyleme katıldık. Ve anayasada bu bir suç değil. Temel hakkımızı kullandık. Biz o eylemde kendi ülkemizdeki kadın sorununa dair pankart da taşıdık. BM bu konuda sessiz. Mültecilerle ilgili kimse ses etmiyor. Türkiye’de Göç İdaresi yanlı kararlar veriyor ama kimsenin duyduğu yok.”

Haklarında sınır dışı kararı verilen İranlı mültecilerin Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakları bulunuyor.

İstanbul Sözleşmesi eylemine katılan dört mülteci hakkında sınırdışı kararı