DİKEN ÖZEL
@dikencomtr
info@diken.com.tr
İsrail’in saldırılarıyla başlayan 12 günlük İsrail-İran savaşı için ateşkes yürürlüğe girdi. Peki savaş hakikaten bitti mi? Kim, ne kazandı?

İsrail-İran savaşında pazar ilan edilen ateşkes birkaç kez bozuldu. Fakat ABD Başkanı Donald Trump’ın deyişiyle İsrail ile İran arasındaki ’12 Günlük Savaş’ en azından şimdilik sona ermiş görünüyor.
Al Jazeera’nın haberine göre hem Trump, hem İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hem de İran’ın liderleri ateşkesin kendilerine yaradığını iddia ediyor.
Peki gerçek ne? İsrail ne kazandı? İran stratejik bölgelerini koruyabildi mi? Ateşkes hakikaten barış sağlayacak mı?
İsrail-İran savaşında ne oldu?
İsrail 13 Haziran’da İran’ın nükleer programını hedef aldığını söyleyerek hava saldırısı başlatmıştı. ABD, 22 Haziran’da İran’ın önemli nükleer tesislerinden Fordo, Natanz ve İsfahan’ı ‘sığınak delici bombalarla’ vurarak savaşa dahil olmuştu; İran ise misilleme saldırısında Katar’daki ABD üssüne saldırmıştı.
Önceden bildirilmiş bu misillemeden kısa süre sonra Trump, İran ile İsrail arasında ateşkes yapıldığını söyleyerek 12 gündür süren çatışmaların derhal durdurulacağını duyurmuş ve ”Ateşkes yürürlüğe girdi, lütfen ihlal etmeyin” demişti.
Fakat ateşkes kısa sürede bozuldu. İsrail, İran’ın ateşkesi ihlal ettiğini iddia ederek orduya Tahran’ı yoğun şekilde vurma emri verdiğini duyurdu; İran ise İsrail’e füze saldırısı düzenlediğine ve ateşkesi bozduğuna dair haberleri yalanladı.
Beyaz Saray muhabirlerine konuşan Trump, henüz birkaç saat önce duyurduğu ateşkesin bozulmasının ardından hem İsraillilere hem de İranlılara ateş püskürdü: ”Uzun süredir deli gibi savaşan iki ülke var ve ne s*kim yaptıklarını bilmiyorlar. Bilmem anlatabildim mi?”
Bunun üzerine dün 14.30’da ateşkes yeniden yürürlüğe girdi.
Trump Netanyahu’yla konuştuktan sonra Truth Social’dan şöyle yazdı: ”İsrail İran’a saldırmayacak. Tüm uçaklar İran’a dostça bir ‘Uçak Selamı’ verip ülkeye dönecek. Kimseye zarar gelmeyecek, Ateşkes yürürlükte!”
İsrail ne kazandı?
İsrail epeydir İran’ın ‘varoluşsal bir tehdit’ teşkil ettiğini iddia etse de, geçmişte ülkedeki nükleer tesisleri vurmamıştı. İranlı yetkililer nükleer tesislerin sivil amaçlı geliştirildiğini söylüyordu.
Gelgelelim 13 Haziran’da İsrail, üç nükleer tesise hava saldırısı düzenledi. İran ise drone ve füzelerle misilleme yaptı. İsrail daha önce Suriye ve Irak’taki nükleer tesisleri vurmuştu.
Uluslararası kuruluşlar İsrail saldırılarının ‘yasadışı’ olduğunu söylese de, İsrail, ‘önleyici meşru müdafaa’ bahanesiyle saldırılarını sıklaştırdı. Fakat İran’ın nükleer bomba geliştirdiği veya bunu İsrail’e karşı kullanmayı planladığı konusunda görüş ayrılıkları var.
Netanyahu 18 Haziran’da ”Dünya liderleriyle konuştum. Ordumuzun başarısından ve kararlılığından çok etkilenmişler” demişti.
Son kertede İsrail, ABD’yi Ortadoğu’da doğrudan bir saldırı düzenlemeye ikna etti. ABD, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda ve 1973’teki Yom Kippur Savaşı’nda da İsrail’e destek olmuştu, fakat hiç doğrudan saldırı düzenleyerek yardım etmemişti.
Netanyahu, ABD’nin İran’ı vurmasının ardından “Tebrikler Başkan Trump. ABD’nin muhteşem ve hakkaniyetli gücüyle İran’ın nükleer tesislerini hedef almaktaki cesur kararınız tarihi değiştirecek” demişti.
İran, nükleer programını koruyabildi mi?
İsrail, İran’daki hedeflere ciddi zarar verdi; ABD’yse yeraltı nükleer tesisleri ‘tamamıyla yok ettiğini’ iddia etti.
Uydu görüntülerinde ABD füzelerinin hedefleri vurduğu görülüyorsa da, nükleer tesislerde neyin yok edildiğine ilişkin bağımsız bir doğrulama yok.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, ”IAEA dahil kimse Fordo’daki hasarı henüz ölçemez’ dedi ve hasarın tahminlerince ‘çok ciddi’ olduğunu söyledi: ”Çünkü saldırıda patlayıcı yükler kullanıldı ve tesisteki santrifüjler aşırı titreşime çok duyarlı.”
IAEA başkanı ayrıca Natanz ve İsfahan tesislerinin ABD savaş uçaklarıyla ve Tomahawk füzeleriyle bombalandığını ve hasar aldığını belirtti.

İran’a yeni saldırı düzenlenecek mi?
İsrail ile İran ateşkeste anlaştı. Ama barış yapmadılar.
Uzmanlar İran’ın nükleer program için iki senaryo olduğunu söylüyor:
- İran’ın nükleer tesisleri için yeni bir Birleşmiş Milletler (BM) denetimi.
- İran’la imzalanacak yeni bir nükleer anlaşma.
Nitekim 2015’te dönemin ABD başkanı Barack Obama, İran’la Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) denilen nükleer anlaşmayı onaylamıştı. Bu anlaşmayla İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlaması şartıyla ABD yaptırımlarının hafifletilmesi öngörülmüştü.
Fakat Trump 2018’de ilk başkanlık döneminde ABD’yi tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekerek İran’a yeniden yaptırım uyguladı. İran da taahhüdünü geri çekti ve dilediği oranda zenginleştirilmiş uranyum üretmeye başladı.
Yeni bir anlaşma için Avrupalı liderler diplomatik sürece dahil olabilir. Nitekim Britanya, Fransa ve Almanya 20 Haziran’da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yle buluşup ABD saldırısını durdurmaya çalışmışlardı. Durduramadılar.
Yine de Avrupa Birliği (AB), gelecekte ABD-İsrail gücüne karşı bir denge unsuru olabilir.
Nükleer program krizi
Al Jazeera’ya konuşan Athens University’de öğretim görevlisi Ioannis Kotoulas şöyle dedi: ”İran, nükleer programı için denetim önermeye ve birçok taahhütte bulunmayı teklif ederek Avrupalıları diplomatik sürece dahil etmeye çalışacak.”
Ama İsrail daha önce Batı ile İran arasında yapılacak nükleer anlaşmaları baltalamaya çalışmıştı. Dolayısıyla yeni bir anlaşmayı kabul edip etmeyeceği belirsiz.
Şimdiye kadar İran, nükleer programını sürdürme konusunda taviz vermeyecek gibi görünüyor.
Nitekim İran’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’yla (IAEA) işbirliğinin askıya alınması için bir yasa tasarısı Meclise sunuldu. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, IAEA’dan ‘profesyonel tutuma dair somut güvenceler’ alana dek işbirliğini durdurmak istediklerini söyledi.
Trump ise salı sosyal medya paylaşımında İran’ın nükleer programını sürdürmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.
Eğer bu meseledeki gerilim dinmezse, İran ile İsrail arasında ABD’nin de dahil olacağı karşılıklı saldırılar yeniden başlayabilir.