İsmet Berkan: Esas mesele sürecin çekirdeğindeki demokratikleşmede

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye, öteden beri yasa önünde eşitliğe dayalı bir demokratik hukuk devleti olduğu iddiasında. Öcalan da, “Madem iddianız bu, bu iddiayı gerçekleştirin” diyor ve söz veriyor: “Bir daha şiddete başvurulmayacak.”

Denklem basit ama işi zorlaştıran unsurlar yok değil. Bunların bir kısmı esasa ilişkin, bir kısmı sembolik.

Örneğin, ömür boyu hapse mahkum olarak cezaevinde yatan Abdullah Öcalan’ın durumu ne olacak, bütün bu süreci başlatıp yürüten başlıca isim olarak Öcalan’ın bir “statü”sü olacak mı?

Veya gerek Türk tarafında ve gerekse Kürt tarafında silahlı güçlerin pozisyonuna ilişkin güvensizlik nasıl ortadan kaldırılacak? Hangi güven arttırıcı önlemler gerekli?

Şu anda süreci zorlayan veya sürecin duraksamasına neden olan konular bunlar gibi duruyor ama bu yanıltıcı.

Esas mesele sürecin çekirdeğindeki demokratikleşmede, özgürlükler rejiminin ülkemize geri gelmesinde.

Özgürlüklerin istisnaya dönüştüğü bu korku ortamına son 8-10 yılda o kadar çok yatırım yapıldı ki, Tayyip Erdoğan dahil geniş iktidar çevresi başka türlü iktidarı sürdürmenin bir yolunu artık bilmiyor.

İşte bu demokrasi ve özgürlük korkusu, bugün Türkiye’nin önünde açılan tarihi fırsat penceresinin gereği gibi değerlendirilmesinin önündeki en büyük engel.

Ama bence Türkiye için kötümser olmaya gerek yok.

Türkiye, bu fırsat penceresini mutlaka kullanacak.

İsmet Berkan’ın yazısı