Çocuklar ve gençlerin zevk için okunan kitaba ayırdıkları zaman düşüyormuş. Yüzde kırk azalma! Peki bu kayıp zaman nereye gidecek?
Ben daha özel bir soruya cevap arıyorum. Zevk için okunan kitaplardan önemli bir bölümü romanlardır. Roman okuma azalacaksa, romanın yerine ne geçer?
Yeni ortamlardan hangisi bizi çevremizden, zamanımızdan alıp başka insanların yaşadığı bir dünyaya götürüyor; onların hissettirdiklerini hissettiriyor, yaşadıklarını yaşatıyor? Kanaatimce bunu başarmaya en çok yaklaşan tür sinemadır.
Sinema tek aday değil. Farkında mısınız? Aslında bir sekizinci sanat daha doğdu, usulca. Onun anne-babası da televizyon ama o televizyonla sınırlı değil. Sekizinci sanat, dizilerdir. Televizyon dizileri. Onlar da seyirciyi alıp başka mekânlara, başka zamanlara ve – yine en önemlisi – başka insanlara, başka bir çevreye götürüyor.
Diziler bir bakıma romanla yarış hâlinde. Diziler hâlâ televizyonlarda gösteriliyor ama platformlar onlardan ciddi zaman çalmaya başladı. Çalar da. İnsanlar bir sonraki bölüm için bir hafta beklemeye bayılmıyor. Saydığım akış mecralarında bu duraklamalar olmadığı gibi vaktiniz müsaitse iki, üç veya daha fazla bölümü bir oturuşta seyredebilirsiniz. İşte romanın işlevine sizi en çok yaklaştıran “binge” denilen bu tiryaki seyridir.