İrfan Hüseyin Yıldız: Kur, seçime kadar tutulabilir mi?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Merkez Bankası aylık ortalama 3 milyar dolar döviz satarak “kur”u tutmaya çalışıyor. Uluslararası piyasalarda dolar endeksi 101.58’e kadar düştü ama bunun Türkiye için bir anlamı bulunmuyor ve dolarda yukarı yönlü kıpırdamalar görülüyor. Merkez Bankası’nın getirdiği onca dövize yönelik tedbire, kontrole ve yaptırıma rağmen Merkez Bankası’nın rezervleri erimeye devam ediyor. Merkez Bankası 20 Mart tarihinde şirketlerden “Özet Döviz Pozisyonu Raporu” istemek için bankalara yazı gönderdi, türlü yöntemlerle bankaların ve şirketlerin dövizlerini kontrole alan Merkez Bankası’nın, bu gidişle şahısların elindeki dövizlerin de peşine düşeceği anlaşılıyor…

Geçen hafta basında yer alan bilgilere göre, Merkez Bankası’nın dolaylı olarak Kapalıçarşı’dan daha yüksek kurdan döviz aldığı ve daha düşük kurdan bankaların döviz ihtiyacını karşıladığı ortaya çıktı. Bu durum Merkez Bankası’na olan güveni iyice sarsmış görünüyor. Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinde nisanın ilk haftasında 1.3 miyar dolarlık bir azalış var. Böylece Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 121.1 milyar dolara, net uluslararası rezervi 13.8 milyar dolara, swap hariç net rezervi ise eksi 47.1 milyar dolara kadar düşmüş oldu. Ödemeler dengesinin şubat ayı verilerine baktığımızda, cari açık 8 milyar 783 milyon dolar, bunun 4 milyar 667 milyon doları rezervlerden karşılanmış, ocak-şubat dönemi iki aylık cari açık rakamı ise 18 miyar 803 milyon dolar, bunun 14 milyar 18 milyon doları rezervlerden karşılanmış görünüyor. Bu rezerv erimesinin palyatif tedbirlerle önlenmesi mümkün değildir. Bu süreci durdurmak ve tersine çevirmek için öncelikle para otoritesine olan güvenin yeniden tesis edilmesi icap eder…

İrfan Hüseyin Yıldız’ın yazısı