“Kriz” kelimesini ne kadar kolay kullanıyoruz.
Ekonomik kriz…
Eğitim krizi…
Adalet krizi…
Tarım krizi…
Barınma krizi…
Siyaset krizi…
Dış politika krizi…
Neredeyse hayatımızın her alanını “kriz” olarak tanımlıyoruz.
Peki gerçekten bunların hepsi kriz mi?
Kelimeler bazen gerçeği açıklamaz; gerçeği gizler. “Kriz” de Türkiye’de en çok yanlış kullanılan kavramlardan biri haline geldi.
Çünkü kriz, kelime anlamı itibarıyla sürekliliği değil geçiciliği ifade eder.
Tıpta kriz, hastalığın dönüm noktasıdır. Hasta ya iyileşmeye başlar ya da durumu ağırlaşır.
Ekonomide kriz, piyasanın olağan işleyişini bozan kısa süreli şoktur.
Siyasette kriz, kurumların normal işleyişinin geçici olarak aksamasıdır.
Yani kriz, istisnadır.
Normal olan değildir.
Oysa Türkiye’de “kriz” dediğimiz şeylerin çoğu on yıllardır devam ediyor.