Yapay zekâ ile yazışmaya artık herkes alıştı. Şimdi sıra bir sonraki hamlede. Artık sadece yazılı değil, görüntülü konuşulabilecek yapay zekâ teknolojileriyle karşı karşıyayız.
Tavus adlı şirket Griffin modeliyle tam bunu denedi. 54 kişiye bir insanla konuşacakları söylendi, birer dakikalık görüntülü görüşmeye alındılar. Karşılarındaki gerçek zamanlı çalışan bir yapay zekâydı. 26 kişi, yani yaklaşık yüzde 48’i insanla konuştuğunu sandı. Bu önceden çekilmiş bir video değildi. Yüzü izliyor, tepkiye göre mimik değiştiriyor, sözü kesilince duruyordu.
Şirket bunu “Turing testini geçtik” diye pazarladı. Bu iddiayı büyütmek için deneyin sınırlarını görmezden gelmemek gerekiyor. Araştırma şirketin kendisi tarafından yapıldı, yalnızca 54 kişi katıldı, görüşmeler bir dakika sürdü ve katılımcılara bir insanla konuşacakları söylendi. Yine de sonuç önemli. İnsan, karşısında gerçek bir insan olmadığı halde bunu anlamakta zorlandı.
Asıl tehlike, yapay zekânın insanı taklit etmesi değil. İnsanın taklidin yetmesine alışması.
Çünkü gerçek ilişki kolay değildir. İnsan yorulur, alınır, geç cevap verir, kendi derdini anlatmak ister. Yapay karşılık ise hep oradadır; insanı dinler, konuşmayı ona göre biçimlendirir, ihtiyaç duyduğu anda cevap verir. Sürekli anlayan ve uyum sağlayan bir karşılığa alışan insan, gerçek ilişkilerin taşıdığı sabrı, belirsizliği ve karşılıklılığı zamanla daha zor bulabilir.
Gerçek insan “eksik” görünmeye başlayabilir.
Bir de bunun ekonomik tarafı var. Yalnızlığı azaltan ürünler çoğalırken yalnızlığı üreten koşullar yerinde kalacak. Daha iyi ses, daha gerçekçi yüz, daha güçlü hafıza için daha fazla ödeme yapılacak. Teselli de giderek satın alınabilen bir hizmete dönüşecek. Parası olan için her an ulaşılabilir, dinleyen, anlayan ve ihtiyaca göre davranan yapay bir karşılık olacak.