İhsan Çaralan: Erdoğan-Bahçeli ittifakında sıkışmışlığın alametleri

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu gelişmelerin; Bahçeli’nin 31 Mart seçimi öncesinden başlattığı “Siyasete ayar verme” amaçlı olarak attığı adımları sürdürdüğü, AKP içinde, seçim yenilgisinden Erdoğan’ı sorumlu tutmaya cesaret edemedikleri için MHP ile ittifakı suçlayanların da içinde olduğu geniş bir kesim seçim yenilgisinin nedeni olarak MHP’yle sürdürülen ittifak olduğunu daha yüksek sesle ifade ettikleri bir dönemde olması “AKP-MHP ittifakının sonuna gelindiği”ne dair iddiaları güçlendirmektedir.

İttifakın liderlerinin ve sözcülerinin birbirine söyleyeceklerini konuşma diliyle değil “vücut dili”yle, “Karından konuşarak”, “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” tarzında, sonradan “Biz onu değil bunu kastettik” biçiminde “düzeltmelere” dayanak olacak bir tarzı asıl ilişki tarzı olarak kullanmaları Erdoğan ve Bahçeli’nin manevra alanlarının ne kadar daraldığını göstermektedir.

Bu yüzden normal bir ülkede birkaç ittifakı çökertecek mühimmat birikmiş olmasına karşın Cumhur İttifakı, “Bahçeli-Erdoğan ittifakı”na dönüştürülmüş bir ittifak olarak sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Çünkü Bahçeli, davul Erdoğan’ın omzunda tokmağın da kendi elinde olması nedeniyle hiçbir sorumluluğunun olmadığı ama gerçekte iktidarda olmanın ekonomik ve siyasi avantajlarını kaybetmek istemediği, Erdoğan da Mecliste istediği yasaları çıkartabileceği, en azından yakın bir gelecekte MHP’nin yerine geçireceği yeni bir müttefik bulmasının pek olanaklı görmediği için bu zoraki ittifaka katlanmaktadır.

Siyaset düzen partileri arasında polemik düzeyinde kaldığı sürece de Bahçeli-Erdoğan ittifakı iki taraf için de “Ölü atı kırbaçlamak” gibi olsa da sürdürülmesi için dayanaklar bulunabilecektir.

Ancak gerek on milyonlarca emekçi için giderek katlanılmaz hale gelen geçim koşulları gerekse de özgürlük ve demokrasi talepleri etrafındaki mücadele ile ilgili taleplerin aciliyetinin arttığı, dolayısıyla işçi sınıfı ve emekçilerin siyasete müdahalesinin artacağını gösteren gelişmeler dikkate alındığında Erdoğan-Bahçeli ittifakının da ömrünün çok uzun olmayacağını söylemek doğru olacaktır.

İhsan Çaralan’ın yazısı