Bugün de Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hilafetçi ve ırkçı çevrelerin tezi üstünden bir Lozan tartışmasını gündeme getirerek ırkçılığın ve gericiliğin bu paslı ama hâlâ kullanışlı olarak düşündükleri silahını yeniden sahneye çıkarmıştır.
Ancak asıl konuya gelmeden burada iki tarihsel gerçeğe de işaret etmek gerekir. Ki, bunlardan birincisi, 12 ada ve Ege adalarının Lozan’da değil 1911’de İtalyanlarla girilen Trablusgarp Savaşı ve 1912’deki Balkan Savaşı’nda kaybedildiği halde Lozan karşıtları, bu adaların Lozan’da İtalya ve Yunanistan’a verildiğini iddia etmektedirler. Yani, “Adaların Lozan’da kaybedildiği” tamamen yalandır.
Cumhurbaşkanı ilkokul tarih kitaplarında yazan bu gerçeği bilmiyor olamaz. Ama konunun bilip bilmemekle bir ilişkisi yoktur ama bunu bilmeyenlere hitap ederken bu yüz yıllık yalan prim yaptığı için kullanılmaktadır.
İkincisi ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Lozan tartışmasını” açarken en gerici, ırkçı-şeriatçı çevreleri yedeklemek için gündeme getirmektedir. Ama burada daha önemli yan; bugün bölgenin haritasının yeniden çizilmesinin gündeme geldiği bir zamanda Musul-Kerkük sorununu yeniden açarak, bunlara Ege adaları ve 12 adayı ekleyerek, bölgeye askeri müdahalelerin zeminini genişleterek, çöken dış politikayı ayağa kaldırmayı amaçladığını eklemek gerekir.