Demokratlık, yüzde 51’den çok daha büyük bile olsa, çoğunluğun sultası demek değil. Herkesin kendini ifade edebilmesi ve kaygılanmadan yaşayabilmesi. Bu ifade edebilme durumunun doğal uzantısı da tartışabilmek, uzlaşabimek. Uzlaşma denilince de mutlaka taviz vermek gündeme geliyor. İşin iyi yanı ise şu çoğunluğun kaybedeceği bir yerde uzlaşmak zorunda değiliz. Britanya’nın da, Türkiye’nin de ve hatta dünyanın da sorunu kaynakların yetersizliği değil eşitsiz dağılması ve ‘bazılarının herkesten daha eşit olması’.
Plebisitçi sözde demokratlığı abartacak olursak, şunu da düşünmek mümkün: Birgün gelip bu yüzde 51 ile ‘AB’den çıkalım’ diyenler ya da onların karşısındakilerin biraraya getirdiği yüzde 51, ‘bizimle aynı yönde oy kullanmayanları yok edelim diye’ referandum kararı alırlarsa demokrasi budur mu diyeceğiz?