“Laik refleks” sonucu çıkan kavgalarda kazanan taraf hiçbir zaman CHP olmuyor. İşte bu yüzden birtakım iktidar temsilcileri veya destekçileri kavga çıkarmak için hemen her fırsatta konuyu laikliğe ve Kemalizm’e getiriyor, birtakım CHP temsilcileri veya destekçileri de her defasında bu tuzağa düşüyorlar.
Parti yönetimi durumun farkında ve daha önce düştükleri tuzaklara yeniden düşmemek için yeni bir siyasi strateji uyguluyorlar epey zamandır. Ancak CHP tabanından ve CHP yönetiminden ayrı “CHP camiası” diye bir olgu var bu ülkenin siyasi ve sosyal yapısı içinde.
Bazı gazeteler, birtakım akademik muhitler, sanat çevreleri, odalar, barolar, localar vs. oluşturuyor bu geniş yapıyı. CHP’li olmasa da CHP’ye oy vermese de CHP’den ayrılıp başka partiye gitse de CHP camiası içinde daima yeri olan kişiler ve gruplar söz konusu.
Bugünkü şartlar altında geniş muhalefet blokuna liderlik etme görevini üstlenmiş bu partinin derleyici toparlayıcı bir siyaset izlemesinin ne ölçüde mümkün olabileceği önemli. Bunun ise CHP camiasının “hissiyat” dünyasıyla yakından ilgisi var.
O dünyada bir yandan “2023’te herkesten oy alabilecek bir aday çıkarılmalıydı” deniliyor, bir yandan da “önümüzdeki seçimde” o bahsedilen “herkes”ten oy almayı zorlaştıracak bir dil kullanılıyor.
Bu durum parti yönetimini çoğu zaman iki arada bırakıyor. Hem camianın “hissiyatını” dikkate almak hem de toplumun geniş kesimlerini kucaklayacak bir siyaset uygulamak gerekiyor. Zor bir pozisyon bu.