İbrahim Kaboğlu: 'İnsan haklarına dayanan laik ve demokratik Cumhuriyet' savunucularına çağrım sözde Cumhuriyetçilerin tuzağına düşmemek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Değişmez maddelerin içeriğini boşaltan iktidar fetişizmi ile sonuçlanan(2007-17) Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBDBY)’nın kalıcı hale gelmesine mi katkı sunmak istiyorsunuz?

Bu sorular karşısında ikircikli, kaçamak ve konjonktürel tavır takınabilirsiniz; ama anayasal belleği asla silemezsiniz.

Cumhuriyet’in 101. yılında, “İnsan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyet” okumasından rahatsız olanlar, aslında ulus egemenliğinden korkmakta: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. (…). Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”(md.6).

Bu nedenle sözde Cumhuriyetçilere tavsiyem;  demos-kratos’tan değil mono-kratos’tan korkun; üstelik bu iktidar, YA HEP YA HİÇ! anlayışı ile kamuya ve özele ait bütün iktidarları -parti aracılığıyla- uhdesinde birleştiren ve siyasal sorumluluktan arındırılmış bir kişi iktidarı şeklinde uygulama konmuş ise.

“İnsan haklarına dayanan laik ve demokratik Cumhuriyet” savunucularına çağrım ise 2017 yıkımının ürünü olan PBDBY’yi kabullenme, kanıksama ve meşrulaştırma tuzağına, sözde Anayasacılar gibi sözde Cumhuriyetçilerin tuzağına düşmemek.

İbrahim Kaboğlu’nun yazısı