İbrahim Kaboğlu: Anayasacılıktan vazgeçme

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

2007-2017 çizgisindeki değişiklikler, TBMM’de sayısal çoğunluğu bulunan AKP’nin beklenti ve hedefleri doğrultusunda oldu. Kişisel iktidar arayışı, değişikliklerin itici gücü oldu. 

Usul olarak, temsili organ olan TBMM’de uzlaşma yerine, meşruşatırma aracı olarak sandık kullanıldı. 

Sonuçları ise, daha çok iktidar ve daha az özgürlük, daha çok fiili durum ve daha az hukuk, daha çok siyasal kriz ve daha az toplumsal barış oldu. 

Özetle; Türkiye, 2004 itibariyle anayasacılık yörüngesine girmişken; 2007’de başlayan ve 2017’de zirve yapan kurgu, Cumhuriyet ötesi ulusal kazanımları süpürdüğü gibi, demokratik bir anayasanın asgari standartlarını da kaldırdı. 

Bu bağlamda, son 17 yılda derinleşen sorunlar ve Anayasa arasındaki ilişki, göstermelik metin ve fiili durum ile açıklanır: 

-Göstermelik; çünkü iktidarı dizginleyici düzenekler kaldırıldığı için Yasama-Yürütme-Yargı ayrılığı, biçimsel bir Anayasa sistematiğine indirgendi. 

-Fiili; çünkü Anayasa’da yazılı olmayan birçok fiili durum ve uygulama alanı yaratıldı: parti başkanlığı, yasama ittifakı ve kabine, Anayasa-dışı alanların sacayağı. 

Şu halde süreğenleşen siyasal ve toplumsal sorun ve bunalımlar, 2017 kurgusundan ve bu kurgu kaynaklı fiili uygulamaların alışkanlık haline getirilmesinden kaynaklanıyor. 

Böyle bir ortamda TBMM başkanı üzerinden AKP ve MHP ikilisinin başlattığı Anayasa kampanyası ne anlama gelir?

İbrahim Kaboğlu’nun yazısı