Pazar ekonomisine dayanan demokratik hukuk devletlerinde iktisadi alan giderek daha çok düzenlenir ve denetlenirken, siyasal alan geniş bir serbestlikten yararlanır. Sıkça vurguladığım üzere, bizde iktisadi alan hayli gevşek olduğu halde siyasal alan çok katı kurallar ile kuşatılmış durumda.
Ne var ki, son yıllarda tanık olduğumuz olaylar, iktisadi liberalizm yerine bir yağma, hatta mafya düzeninin geçerli olduğuna işaret etmekte; buna karşılık, siyasal alana denk düşen düşünce ve örgütlenme özgürlükleri konusunda katı bir yasakçılık geçerli.
R. Sarraf vak’ası, ilkine; Barış Bildirisi davaları ise, ikincisine örnek olarak belirtilebilir.
Bu çelişki sonucu belki de, Türkiye, kendi bilim insanları için en az bin sanık sandalyesi hazırlayadursun, değindiğim bu anlayış veya çelişki sonucu, Hükümet tarafından ‘iktisadi liberalizm’ adına ödüllendirilen bir tacir Türkiye’yi çoktan ‘sanık sandalyesi’ne oturttu…