Şunu öncelikle belirtmekte yarar var: Tanzimat öncesinde ve Osmanlı’yı, Eisenstadt’ın deyişiyle, bürokratik bir imparatorluğa dönüştüren Fatih Sultan Mehmed’den sonra, Sultan’ın kulları olan yönetici tabakanın [bürokrasinin], Sultan tarafından hangi ölçütlerle seçildiği kadar, onur ve mevki dağıtımında neyin, yani seçimde liyakatin mi yoksa sadakatin mi ağır bastığı büyük önem kazanır.
…Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile Cumhurbaşkanı arasındaki gerginlik, her ne kadar ‘tatlıya bağlandığı’ söylenmiş olsa da, onur ve mevki belirlemede Asyaî Doğu despotizminin liyakatten ziyade sadakat şartının hüküm sürmeye devam ettiğini gösteriyor. Belli ki, Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası başkanında, liyakatten ziyade sadakat aramakta, bu sadakati göremeyince de tehevvüre kapılmaktadır.
Yaşlı ve gün görmüş bir yurttaş olarak uyarmak vazifemdir: Başkanlık sistemine geçilmesi durumunda Türkiye’de onur ve mevki dağılımında, liyakatten çok sadakat ölçütü hâkim olacak gibi görünüyor. Faiz konusunda Merkez Bankasıyla Cumhurbaşkanı arasındaki ihtilaf, şimdiden bunun bir işaretidir.