
H. AYHAN TİNİN
Sanat da var / Sinema
insanatinart@gmail.com
‘O’ 1964’te öğretmen olarak gitmiş.
Yaşadıklarını yazmış. Sonra filme çekilmiş…
1984’te film yasaklanmış.
Hikâye böyle başlıyor.
Belki böyle yasaklarla başlamıyor. Asıl mesele O’nun köye gitmesiyle başlıyor.
“Hikâye iki şekilde başlar. Ya biri bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” Tolstoy, Zeldin belki Gardner, kimin söylediği konusunda rivayet muhtelif…
“Bütün öğrendiklerinizi unutun.”
Karla ilgili… Orada uzakta olan köylerle ilgili… Yoksullukla ilgili…
Bir film neden yasaklanır?
Bir hayat nasıl yaşanmamış sayılır?
O’nun hikayesi, zamanında doğuya ‘sürgün’ olarak gönderilen binlerce memurun hikayesi…
Öğretmen ya da doktor ne fark eder!
Gittiğin zaman ilk sorunun “Kalacak mısın?” olması yeterince anlatmıyor mu?
Birileri vatanını sevdiği için yazıyor. Diğeri vatanını sevdiği için filme çekiyor. Berlin Film Festivali dahil çok ciddi ödüller alıyor. Öteki vatanını sevdiği için yasaklıyor. Bir başkası vatanını sevdiği için, yıllar sonra dijital bir onarımın ardından ‘Hakkari’de Bir Mevsim‘ filmini tekrar önümüze getiriyor.
Herkes kendi bildiği gibi seviyor vatanını…
Film onarılmış görüntülerle MUBİ dijital platformunda gösterimde. Yasaklanışının 40. yıldönümü bugün… Yıllar sonra film serbest bırakılmıştı ama çok kötü kopyalarla, video kasetlerde filan seyredebilmiştik.
Unutuldu gitti.
O filmin ilkokul öğrencilerini canlandıran yörenin çocukları büyüdü çoktan, çoluk çocuğa kavuştular. Aileler kuruldu, aileler dağıldı, kuma alındı, baharlar geldi, kışlar yaşandı, mevsimler değişti…
İlk gözyaşı ne zaman düştü?
Ferit Edgü asker-öğretmen olarak gittiği köydeki anılarını yıllar sonra ‘O‘ adıyla roman biçimine dönüştürmüştü. Tabii ki romanda yer alan kişiler, olaylar düş ürünüydü!
Tezer Özlü ve Erden Kıral ile birlikte romanı, sinema olarak yeniden tasarladılar. Senaryoyu Onat Kutlar yazdı.
Güzel insan Halim beyin kan ter içinde koşturduğu pek çok Papirüs akşamında, arka bölümdeki yuvarlak masada çok konuşuldu bu film… Nihayet motor denildi. Ardından ödüller… 25 Şubat 1984’de yasaklandı. Anlayacağınız kırk yıllık hatırı var bu yasağın!
Romanı okuyanlar bilir. Müthiş bir metindir.
Doğunun sonsuz karlı uzak coğrafyasıyla karşılaşan bir aydının bilmediği bir dünyayı anlama, anlatma, hayrete düşme ve öğrenme merakı içinde kendisiyle yüzleşmesinin yanı sıra; var oluşunu sorgulamasının öyküsüdür anlatılan.
Adı yoktur. ‘O’dur yalnızca. Hepimizdir ve hiç birimizdir. Hepimizin olduğu kadar naif, hiç birimizin kabul etmeyeceği kadar ‘Ama ben…’ diye başlayan cümleler kuran.
Bir kış mevsimi; görkemli bir dağ ve kar ve insan ve kitaplar dolusu konuşan çocuk yüzleri arasında geçer. Kış biter. Kar diner. Öğretmenimiz için yeniden şehre dönme zamanıdır. Oysa o kış, eski hayatından tamamen ayrılmıştır. Yeni hayatı ise bu karlı coğrafyaya ait değildir. Olasılıkların salıncağında gidip gelecektir artık düşünceleri…
Bazen gitmenin bile mümkün olmadığı zamanları anlatıyor ‘Hakkari’de Bir Mevsim’.
Kar üzerinde yalınayak yürüyenleri…
İlk göz yaşının ne zaman düştüğünü anlatıyor.
Filmin çekildiği köy yokmuş artık.
Belki film de olmayabilirdi!
Genco Erkal, Şerif Sezer, Erkan Yücel, Rana Cabbar, Erol Demiröz, Berrin Koper, Macit Koper, Zeynep Irgat gibi güçlü bir kadroyla çekilen film, bugün Hollywood’la hayli kirlenmiş film izleme alışkanlığımıza uygun gelmeyebilir. Farklı bir yapım ve sinema dili izleyeceğinizi bilerek geçin ekran karşısına. Kurukahveci Mehmed Efendi’den çekilmiş bir Türk Kahvesi koyun önünüze… Çünkü filmin restorasyon sponsorluğunu üstlenmek gibi değerli bir iş yapmışlar.
Filmin yönetmeni Erden Kıral’ı geçtiğimiz yıllarda kaybettik. Has sinemacıydı. Yıllarca Yeşilçam’da sinemayı öğrenmiş, sonra o dar sokağın çok ötesinde işler yapmıştı. Kendine ait bir sinema dili arayan, dünyada auteur yönetmen olarak sınıflandırılan bir sinema insanıydı. “Benim için kameranın yeri bir etik ve ahlak sorunudur” gibi üzerine uzun uzun sohbet edilecek sözleri vardı. Festivallerin usta yönetmenler arasında değerlendirdiği, bizde ise geniş kitlelere unutturulmaya çalışılan bu değerli sinema insanını tanımak için ‘Hakkari’de Bir Mevsim’ iyi bir fırsat.
Telefonunuzu kapatın, düşüncelerinizi açın ve izleyin filmi.
Sonra ‘O’nun öğrencilerine vedası gibi…
Bu yazıyı unutun.
Dersimiz bitti!