Hediye Levent: Lübnan 1990'dan beri iç savaşa en yakın noktada

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İsrail işgalleri, iç gerilimler gibi büyük kırılmaları atlatan Lübnan, 1990 yılından beri ilk kez iç savaşa en yakın noktada.

Son gelişmelerden başlayacak olursak Lübnan’ın Eski Genelkurmay Başkanı, Yeni Cumhurbaşkanı Joseph Aon, Amerika’da Trump ile görüştü. Trump, Lübnan’a yardım edeceklerini söyledi söylemesine ancak bu destek sözü bile Lübnan’daki iç savaş hayaletini sakinleştirmeye yetmeyecek gibi görünüyor.

Çünkü;

İsrail Lübnan’ın yaklaşık 5’te 1’ini işgal etmiş durumda.

İşgal ettiği Güney Lübnan’da ezici çoğunluğu Şii olan 1.5 milyondan fazla insan evini, köyünü terk etmek zorunda kaldı.

Güney Lübnan’da bulunan antik döneme kadar uzanan ve kutsal metinlerde adı geçen Sur kenti ülkenin turizm gelirlerinin önemli bir kısmını tek başına sağlıyor. Yine bu bölge ülkenin tarımsal üretim merkezi.

İsrail işgal ile birlikte uzun süre bombaladığı yerleşim birimlerini iş makineleri ile dümdüz etmeye, bir kısmı ekili olan tarlaları, meyve bahçelerini, zeytinlikleri tarım uçakları ile zehirlemeye devam ediyor.

Ülkedeki demografi de siyasi denge de, geçmişi Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanan mezhepçi bir sisteme göre şekillenmiş durumda. 

İsrail ve Amerika Hizbullah’a İran tarafından Güney Lübnan’a taşınmış parazitler muamelesi yapıyor olsalar da, Hizbullah’ın Güney Lübnan’da bizzat o bölgenin insanları tarafından kurulup bugünlere getirildiğini ve bünyesindeki savaşçıların kendi evleri, köyleri için savaştığını unutmamak gerekiyor.

Mevcut duruma bakılırsa İsrail, Hizbullah’ın silahlı kanadının ortadan kaldırılması ile yetinmeyecek. İsrail, Lübnan parlamentosunun en güçlü aktörlerinden olan siyasi kanadın da yok edilmesini istiyor ancak ülkedeki mezhepçi sistem değişmeden, kendilerini koruma refleksi ile hareket edecek olan, evlerinden-topraklarından atılmış en az 1.5 milyon Şii kitlenin yok sayıldığı da ortada.

Hediye Levent’in yazısı