Siyasetçi-bürokrat-sermaye ilişkisiyle halkın sömürülmesi yetmiyormuş gibi bu üçlüye teknokratların da eklendiği; yani teknokratların ekonomiyi yönetmesi iyidir diyen neoliberal teknik aklın yanıldığını ifade edebiliriz.
İkincisi, başka ülkelerde farklı vurgunlarda görüldüğü gibi burada da siyasi iktidar ve sermaye el ele vererek fon vurgunun maliyetini nüfusun tamamına yayma yönünde bir eğilim gösterebilirler.
Üçüncüsü, liberallerin “tarafsız devlet”, “hakem devlet” gibi iddiaları bir kez daha vurgunla birlikte berhava oldu. Devlet yaptığı ve yapmadığı denetimlerle, yasal boşluklara izin verip vermemeyle, soruşturma-kovuşturma süreçleriyle dolandıranın ve/ya dolandıranın belirlenmesinde asli faillerden biridir.
Dördüncüsü fon vurgununu yapan şirketlerin olay patlamadan önce “yerli ve milli” retoriğine sarılması ve hatta bir kısım insanın birikimlerini bu sebeple söz konusu fonlara yatırmasının dramatik boyutudur.
Fonun ötesine bakmak, fonu ve vurgunu üreten zemini görmenin bir yoludur. Bu vurgunun sınıfsal, psikolojik, sosyolojik, adli boyutları komple ele alınırsa fonun ötesi, fon vurgununa ışık tutabilir. Bu kritik etme sürecinde yapılacak en büyük hatalardan biri fon vurgununu iktidar içi kavgaların dedektifvari izinde aramakla yetinmektir.
Bir diğer hata, fon olayını kişilere indirgemek, kişisel hesaplaşmaların gerekçesinden ibaret görmektir. Bir başka hata, fon vurgunu ve üreteceği sonuçları magazinleştirmek, karikatürize etmektir. Muhalefet fon vurgununu bu hatalara düşerek ele alırsa, yanlış patikalara sapmış olacak.
Açıktır ki; vurgunu karikatürize etmek ve/ya magazin konusu haline getirilmesine zemin hazırlamak adaletsiz düzeni görünmez kılmaya imkân sunmaktır.